new york sineması


"new york sineması (new york movie) (1939) adlı resimde, savaş öncesi dönemdeki süslü bir tiyatroda merdivenin önünde duran bir yer gösterici kız vardır. seyirciler yarı karanlığa gömülmüşse de, kız parlak sarı bir ışık havuzunun içindedir. edward hopper'ın yapıtlarında sık sık görüldüğü gibi, kızın yüz ifadesi, düşüncelerinin onu başka bir yere götürdüğünü gösterir. özenle kıvrılmış sarı saçlı, genç ve güzel bir kızdır ve halinde, hem özeni, hem bir arzuyu barındıran, dokunaklı bir kırılganlık ve tedirginlik vardır. sevimli işine karşın bu kız, tablonun bütünlüğünün ve düşüncesinin koruyucusu, sinemanın cinderella'sıdır. hopper, toplumsal bir heyecanla karşılanan teknolojik bir buluşun, paradoksal bir şekilde, başkalarına karşı ilgimizin perdelenmesi sonucunu yarattığını ima ederek, medya hakkında ince bir yorumda ve suçlamada bulunuyor sanki. bu tablonun gücü, iki düşünceyi çakıştırmasına dayanıyor: ilki, kızın filmden daha ilgi çekici olması, ikincisi, kızın film yüzünden görmezden geliniyor olması. seyirci kitlesinin üyeleri, koltuklarına yerleşme telaşıyla, hollywood'un sunacağı karakterlerden daha sempatik ve cazip bir kadın kahramanın aralarında bulunduğunu fark etmedemiş. filmin, seyircilerini görmemeye teşvik ettiği şeyin yardımına koşmak da, daha sakin, daha gözlemci bir üslupla çalışan ressama kalmış."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder