üçüncü dünya ülkeleri

[eski bir yazı daha. kaynağımı belirtmemişim sözlükte hayvan gibi. ama yanlış hatırlamıyorsam worldwidewords'ten çevirmiştim bunu]

soğuk savaş döneminde ortaya çıkmış bir terim. ilk olarak fransız nüfus uzmanı alfred sauvy tarafından ne kapitalist blokta ne dekomünist blokta yer alan fakir ülkeleri belirtmek için kullanılmıştır (le tiers monde). söz konusu deyim, 14 ağustos 1952 tarihlil’observateur gazetesinde şöyle kullanılmıştır:

"ce tiers-monde, ignoré, exploité, méprisé comme le tiers-état" ["üçüncü devlet" gibi ihmal edilmiş, sömürülmüş, aşağılanmış o üçüncü dünya]

burada "üçüncü devlet" olarak geçen,
emmanuel joseph sieyes'nin ocak 1789'da yazdığı ve fransız devrimi'ni de etkileyen o ünlü "qu'est-ce que le tiers état?"adlı broşüründeki sınıflardan biridir. broşürde "sıradan insanlar" (burjuvazi), üçüncü devlet olarak kabul ediliyordu. birinci devlette rahipler sınıfı, ikinci devlette ise soylular bulunuyordu (ingilizce "basın" anlamına gelen "fourth estate" terimi de daha sonra buradaki sınıflamadan türetilmiştir).

1960'lara gelindiğinde abd ve britanya'daki ekonomist ve politikacılar kelimeye kendi dillerinde kullanır oldular. 1967 yılında "birinci dünya", 1974 yılında da "ikinci dünya" terimi ortaya çıktı. "birinci dünya"da, en temel örneğini abd'nin oluşturduğu, kapitalist modeli kullanan, yüksek gelirli pazar ekonomisine sahip gelişmiş ülkeler; "ikinci dünya"da ise "birinci dünya"ya karşıt olacak bir biçimde (unutmayınız, "soğuk savaş" dönemi) , üretim araçlarının devletin elinde bulunduğu, ekonominin tek bir merkezden yönetildiği ve başını sscb'nin çektiği komünist ülkeler bulunuyordu.

fakat bu iki terim de "üçüncü dünya" terimi kadar çok kullanılmadı ve 1989'da
berlin duvarı'nın yıkılmasıyla beraber popülerliğini de iyice yitirdi. ama "birinci dünya ülkeleri" terimi "endüstrileşmiş ülkeler" için kullanılarak bir anlam kaymasına uğradı ve yoluna halen bu anlamla devam etmekte.

soğuk savaş sonrasında, üçüncü dünya ülkeleri fakir ve görece "gelişmemiş" olduğundan, terim tüm fakir ve gelişmemiş ülkeleri içine alacak biçimde genişletildi (doğal olarak türkiye de bu gruba dahil edildi). sonrasında bu ülkelere "gelişmemiş" demek çirkin kaçacağından (political correctness) "gelişmekte olan ülkeler" sıfatı ortaya atıldı. bazıları bundan da hazzetmedi ve "daha az gelişmiş ülkeler"i daha uygun gördü. durum bundan ibaret...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder