aysel git başımdan hasetim seni pisletmesin

aysel git başımdan
aysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum.
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan istemiyorum.

benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
dağıtır gecelerim sarışınlığını
uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
aysel git başımdan ben sana göre değilim.
benim icin kirletme aydınlığını,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

islığımı denesen hemen düşürürsün,
gözlerim hızlandırır tenhalığını
yanlış şehirlere götürür trenlerim.
ya ölmek ustalığını kazanırsın,
ya korku biriktirmek yetisini.
acılarım iyice bol gelir sana,
sevincim bir türlü tutmaz sevincini.
aysel git başımdan ben sana göre değilim.
ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.

sevindiğim anda sen üzülürsün.
sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,
uzak yalnızlık limanlarına.
aykırı bir yolcuyum dünya geniş,
büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.
çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.
sakın başka bir şey getirme aklına.
aysel git başımdan ben sana göre değilim,
ölümüm birden olacak seziyorum,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.
aysel git başımdan seni seviyorum...
- attila ilhan

"... bakılmak istiyordu ama aynı zamanda onu tatmin edecek nesneyi itiyor, kendinden uzaklaştırıyordu. meme karşısındaki kararsız, çift-değerli duygularını da ortaya koyuyordu bu: hem bakılmak ve dolayısıyla besin almak için zaptedilmez bir istek duyuyor, hem de aldığı hediyeden kuşkulanıyordu. daha önce de söz ettim, bazı bebekler, hüsran ve hayal kırıklığıyla başa çıkabilmek için, sütün gecikmiş bile olsa kendilerine verebileceği doyumdan fazla yararlanmama yoluna giderler. doyurucu bir memeyi hala istiyorlardır, ama zevk alamadıkları için de onu itiyor, kendilerinden uzaklaştırıyorlardır. anlattığım vaka, bu tavrın bazı nedenlerini anlamamıza yardım edebilir: almayı arzuladığı hediyeden kuşkulanmaktadır, çünkü nesne (hediye ve kaynağı) daha baştan haset ve nefretle kirletilmiştir; aynı zamanda, her türlü tatminsizlik ve hüsranı da derin bir gücenme ve hınçla karşılamaktadır. şunu da anlamamız gerekir: çocukluğunda kısmen kendi tavrı yüzünden yaşadığı hayal kırıklıkları da arzulanan bakımın doyurucu olamayacağı yolundaki duygusunu güçlendirmiş olmalıdır. (bu hasetin güçlü olduğu başka yetişkinler için de geçerlidir.)"
[melanie klein, "haset ve şükran", s.51]