dinin tesellesi

"insanların alt edilemeyen doğa ve kader karşısındaki çaresizliği freud'a göre sürekli bir korkuya ve doğal narsisizmin ağır bir zedelenmesine yol açar. bu yüzden teselliye ve güvensizliğin giderilmesine gereksinim ortaya çıkar.
"daha ilk adımda bile kazancı büyüktür. bu kazanç doğanın insanlaştırılmasıdır. kişiliği olmayan güçlere ve kaderlere karışılamaz; bunlar her zaman yabancı kalır. ama eğer unsurları arasında insan ruhundaki gibi tutkular söz konusuysa, eğer ölüm kendiliğinden olan bir şey değil de kötü bir istemin gücünden ise, doğada her tarafta insanın kendi toplumundan tanıdığı varlıklar dolaşıyorsa, o zaman insan derin bir nefes alabilir, kendini tümüyle yabancı bir ortamda bile tanıdık hissedebilir, anlamsız korkusu üzerinde ruhsal olarak çalışabilir. belki hala savunmasızdır ama artık çaresizlik içinde felç olmuş değildir, en azından tepki gösterebilir; hatta belki savunmasız da değildir. dışarıdaki şiddet uygulayan bu insanüstü varlıklara karşı, kendi toplumunda kullandığı çareleri kullanabilir, onları yanına çağırabilir, yatıştırabilir, kandırabilir, bu tür etkilerle onların gücünün bir kısmını çalabilir. doğa bilimlerinin yerine böylece psikolojinin geçmesi yalnızca hemen rahatlama sağlamakla kalmaz, duruma daha fazla egemen olmanın yolunu da açar" (sigmund freud)
[sigmund freud'un "uygarlığın huzursuzluğu" kitabının başında yer alan ali babaoğlu'un sunuş yazısından, s.17]

"gerçekliği bütün acıların kaynağı, birlikte yaşanması mümkün olmadığından herhangi bir şekilde mutlu olmak istiyorsak bütün ilişkimizi kesmemiz gereken tek düşman olarak gören yöntem daha enerjik ve köktenci bir yol izler. münzevi bu dünyaya sırt çevirir, onunla görülecek hiçbir işi olsun istemezç ama insan daha da fazlasını yapmak, bu dünyaya yeni bir şekil vermek, bu dünyanın yerine, en çekilmez özellikleri silinip yerlerine arzularımıza uygun özellikler geçirilmiş bir başka dünya kurmak isteyebilir. mutlu olmak için ümitsiz bir hiddetle bu yola başvuran kişi, genelde hiçbir şey elde edemeyecektir; gerçeklik onun için fazla güçlüdür. sanrısını gerçekleştirmekte çoğunlukla yardımcısız kalacak bir çılgın haline gelecektir. ancak her birimizin bir noktada tıpkı paranoyaklar gibi davrandığı, dünyanın bize katlanılmaz gelen bir yönünü arzumuz doğrultusunda değiştirerek bu sanrıyı gerçekliğe taşıdığı iddia edilmiştir. çok sayıda insanın hep birlikte, mutluluğu garantileme ve acıya karşı korunmayı, gerçekliği sanrılı bir biçimde yeniden kurma yoluyla sağlamaya kalkıştığı durumlara özel bir önem vermek gerekir. insanların dinleri de böylesi kitlesel sanrılar olarak tanımlanmalıdır. tabii ki insan bu sanrıyı paylaştığı sürece, bunun sanrı olduğunun asla farkına varmaz.
[freud, s. 41]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder