sinemadan çıkmış insan

"iki saat sonra kalabalığın içinde, sinemadan bir dar sokağa çıkan sanki başka birisiydi. düşünüyordu: "çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. sinemadan çıkmış insan. gördüğü film ona bir şeyler yapmış. salt çıkarını düşünen kişi değil. insanlarla barışık. onun büyük işler yapacağı umulur. ama beş-on dakikada ölüyor. sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar." saatine baktı: dört buçuğa beş vardı. "eve gidip okusam". durağa yürüdü. "bunların kurtarmanın yolunu biliyorum. kocaman sinemalar yapmalı. iyi bir film görsünler. sokağa hep birden çıksınlar..." kafasından geçene güldü. duraktakiler dönüp baktılar. kadının biri kaşlarını çattı. sokakta kendi kendine sesli gülünemeyeceğini bilmeyen yoktu. "ne adamlar be. güldüysem güldüm, size ne?" duramadı orda, yürüdü. eve gitmeyecek. içindeki 'sinemadan çıkmış kişi'yi öldürdüler. sağ kalan sıkıntılı, kızgın. hep ölçülü-biçimli mi davranmak gerek? kim demiş? başkaları onu eve gidecek sanırken o gidip bir meyhanede içecek. yolun çivisiz yerinden karşıya geçti. kayıp giden otomobiller duraksadılar. bir şoför sövdü. o duymadı."
[yusuf atılgan, aylak adam, s.18]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder