yeni bir müzik endüstrisi

[limbo pillow'un müzik endüstrisi hakkında yazdığı yazıyı görünce ne zamandır bloga yazmaya düşündüğüm  bir fikri paylaştım orada. buraya da aktarıyorum]

bu pisliğin halen devam etmesinde sanatçılar ve dinleyicilerin de plak şirketleri kadar sorumluluğu var bence. "şarkı satın almak" gibi bir kavram olduğu sürece bu davanın da her tarafı tatmin edecek bir sonuca ulaşabileceğini sanmıyorum.

misal, bugünkü düzende sırf beğendiğim şarkıları satın alarak dinlemeye kalksam aylık ortalama 50 lirayı bu işe ayırmam gerekir. halbuki iş sadece satın alınan müzikleri dinlemekle bitmiyor. para ödemeden yeni şarkıları dinleme imkanını nasıl bulacağım peki? radyo demeyin, radyolar bu iş için tatminkar olmaktan uzaklar benim için malesef.

aklımda bir fikir var benim aslında. last.fm'e her ay 3 dolar veriyorum helalinden keyfimce müzik dinlemek için. bu paranın bir kısmının dinlediğim şarkının sahiplerine paylaştırıldığını da biliyorum ve huzur doluyorum. buna benzer bir şey yapılabilir işte.

yani bir şarkıyı dinlemek için para verip onu satın almaktansa, o şarkıyı ne kadar dinlediğime bakılarak aylık sabit bir ücretten pay verilebilir şarkı sahibine. eski sistemde bir daha dinlemeyip dinlemeyeceğim meçhul olan şarkılar için ayda ortalama 50tl vermem gerekirken bu yeni sistemde daha az bir rakamla (misal 10 lira bence uygun) hem istediğim bütün şarkıları dinleyebilme imkanına kavuşmuş olacağım hem de sadece dinlediğim şarkıların sahipleri para kazanmış olacak.

tabi sabit ücret ile pazarın büyümesi gibi iştah açıcı şeyler oldukça azalır plak şirketleri için. ama zaten bu sistemde kazanan şarkı üreten ve dinleyenler oluyor. yani ezelden beri müzik mefhumunun aktörleri başbaşa kalmış oluyor: icra eden ve dinleyen. sanatçı 30 yıl önce ürettiği bir eserden bile dinleyenler sayesinde halen para kazanabiliyor olacak ve böylece onun için pazar payı her daim dinamik olacak.

burada unutulmaması gereken bir konu daha var. şarkı üretim ve dağıtımında artık herhangi bir somut maddenin kullanılması/işlenmesine ihtiyaç duyulmuyor. plak/kaset/cd gibi mediumlara artık ihtiyaç yok şarkıları üretmek/dağıtmak için. çünkü sabitdisk ve flaşbelleklerle bir şarkının kopyalanabilmesi birkaç saniyeyi alıyor artık ve dahası bunun için hiçbir yeni somut maddenin kullanılması/üretilmesi gerekmiyor.

ööhh, çok konuştum. konuyu da dağıttım. özetlemem gerekirse üretimi bir kere, kopyalaması/dağıtımı ise teorik olarak sınırsız ve sıfır masraflı olan bir üründür şarkı artık günümüzde. bu işin ticareti pazarda elma, domates alışverişi gibi yapılamaz. isterse plak şirketi aradan çekilsin paranın tümü sanatçıya kalsın, bir şeyler yine düzelmez bu haliyle. özel tv platformları gibi sabit ücret ve tercihe bağlı aylık paketlerin olduğu yeni bir sisteme geçilmeli artık.

benim yorumlamam bu kadar. hadi hayırlı işler.

1 yorum:

  1. [ikinci bir yorum daha yazdım aynı bloga. onu da ekleyim /og]

    düzen aynı düzen olduğu sürece sanatçının paranın tümünü alması hiçbir şey değiştirmez ki.

    şarkı satın alınabilir bir "mal" olduğu sürece kaybeden her zaman biz ve şarkıcılar olacak.

    ortalama bir dinleyici asla her zaman "müzik arayan" olamaz. teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin her zaman arada "editör/tanıtıcı" olması lazım. tıpkı müzik zevkime uygun diye bu blogu takip etmem gibi. siz belki profesyonel olarak bu işi yapmayıp bu işten para kazanmayı düşünmeyebilirsiniz. ancak dinleyici olarak buna ihtiyaç her zaman olacak.

    paranın ne kadarının sanatçıya kaldığı, ne kadarının leş kargaları tarafından yenildiğinin önemi yok bence şimdilik. asıl mesele olan "şarkı satın almak" kavramı kaldırılmadığı sürece kimin piyasayı süpürdüğünü tartışmamız önemsiz kalır.

    bu bakımdan last.fm'i bir örnek olarak düşünün. sanatçıya kalan kısmın şimdilik önemi yok. dikkat çekilmesi gereken nokta bu mevcut yasal düzen içinde bile last.fm sanatçıya da bir parça verebiliyor.

    son olarak dinleyicilerden bilinçlenme beklemek hayal. çünkü şarkı halen "satın alınabilir" bir şey. biliyorum, çok tekrar ediyorum ama bu nokta önemli. satın alınabilir her mal da piyasa kurallarına göre dolaşım bulur: üretim, dağıtım ağı, reklam ve tanıtım. şarkıcı bunların hepsini bir arada tek başına yapamaz. yapması da gerekmiyor. ancak şarkının fiyatını da bunlar belirliyor esasen.

    orta oyuncular her zaman olacak ama şarkının değerini belirleyen bunlar olmamalır artık. çünkü üretim ve dağıtım artık teorik olarak gittikçe sıfır maliyete yakınsamakta. geriye sadece tanıtım/reklam kalıyor. kimin ne kadar alacağı şimdilik ayrıntıdır, ve biz dinleyicileri de o kadar ilgilendirmiyor. ama peki bu durumda şarkının değeri nasıl belirlenecek? hiçbir şarkının reel değeri belirlenemez. ancak nominal bir değer verilebilir. bu da söylediğim aylık sabit ücrete bağlanabilir ve dinleyicinin ne kadar o şarkıyı ne kadar dinlediğiyle orantılı olarak dinamik belirlenebilir. doğrusu da budur bence. çünkü böylece şarkıya değerini veren dinleyicinin o şarkıyı ne kadar dinlediği belirlemiş oluyor.

    piyasa aktörlerine küfredip sanatçıları ezilen olarak göstermek doğru bir yaklaşım değil. sanatçılar da en az şirketler kadar kadar bu pisliğin ortakları. öyle olmasa bu çarkın dişlisi olmaktan çoktan vazgeçerlerdi.

    saygılar,

    YanıtlaSil