açgözlülük şekilleri

"Why, if we wanted something, if we loved something - a mother, a cream-cake - why would we want too much of it? Well, we might fear losing it, never having it again, so we might believe that we need to take it all, and hoard it for ever - that because it could go away, or run out, or someone else could take it, we had better get as much as we can. Or we might become greedy because what we are getting is not quite what we want - it's failing to satisfy me so I begin to believe that more is better, that if one cream cake isn't doing the trick, three will, when in fact it isn't a cream cake that I really want. Or I might become greedy out of envy; I realise that the cakes and the mother that I love don't actually belong to me, that I depend on them being available; because I can't bear the fact that I depend on them I would rather destroy them with my greed. There is always a magical belief that by destroying the thing that we love we destroy our need for it. And finally, greed is a way of avoiding making choices; if I have everything I don't have to choose what I want. And choosing what I want means giving up some pleasures for other pleasures."

[adam phillips, guardian.co.uk/books/]

5 yorum:

  1. Yeterince içinde olamama; dahil olamama meselesi olarak bakıyorum.

    YanıtlaSil
  2. alıntıladığım yazının aslında tamamı çok güzel. adam phillips açgözlülüğün -daha genelde ise aşırılığın- geçmişte yaşanan engellenmelerin (frustration) sonucu olduğunu söylüyor.

    yeterince içinde olamamayı da bu engellenme sonucu gelişen bir tepki (tatmin olamamanın getirdiği yılgınlık) olarak görebiliriz.

    geçenlerde adam phillips'in "dehşetler ve uzmanlar" kitabını okudum. çok beğendim. tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
  3. Öyle mi; ben de bu ad nereden tanıdık geliyor diyorum. Merak ediyordum o kitabı; hatta elime alıp karıştırmışlığım bile vardır, okurum yakın zamanda.

    'Geçmişte yaşanan engellemeye' gelince ise, sence bu engelleme doğmanın ta kendisi olamaz mı? Çünkü yanlış da hatırlıyor olabilirim ama Sandor Ferenchzi, 'Psikanaliz Açısıdan Cinsel Yaşamın Kökenleri' adlı kitabında da, seksi doğum anına geri dönme isteği olarak irdeliyordu. Sonuçta başarılı bir sonuç elde edemiyoruz; bir anlık orgazm, yoksa basite mi indirgiyorum?

    Adam Phillips'e göre bu engellenme nedir?

    YanıtlaSil
  4. evet psikanalizde doğum ile başlıyor engellenme ama bu daha çok simgesel bir anlam taşıyor sanırım. ferenczi de bu engellenmenin temel kökenine vurgu yapıyor sanırım.

    ancak doğum herkesin yaşadığı bir şey. bu bakımdan patolojik olarak addedilemez.

    açgözlülüğün aşırı olduğu yani patolojiye yakınsadığı noktada çocukluktan itibaren özellikle empati eksiliği sebebiyle annenin çocuğun taleplerini/ihtiyaçlarını yeterli şekilde karşılamaması bu "engellenmenin" temel sebebi olarak görülüyor.

    seksin bir anlık orgazm olması aslında sorunun kökenini teşkil etmiyor. çünkü zaten hayatta hiçbir şey insanı bir daha ihtiyaç duymamacasına mükemmel bir tatmine ulaştırmıyor. ama seksteki tatminsizliğin bu engellenmenin çoğu zaman kılıfı olduğu da gerçek.

    sonuç olarak açgözlülüğün derecesini ve şeklini doğumdan itibaren ve çocukluk çağı boyunca yaşanmaya başlanan engellenmenin aşırı dalgalarla mı yoksa kademeli ve sindirerek mi olduğu belirliyor.

    (adam phillips her ne kadar psikanalizi temel alıyorsa da psikanaliz gelenekten biraz farklı duruşa sahip. genelde cevap vermekten çok soru sormayı ve sorgulamayı seviyor. o yüzden onun tam olarak ne düşündüğünü bilemediğimden genel kabul gören açıklamayı yazdım)

    YanıtlaSil
  5. Anladım. Evet, soru yaratmak, bir cevap vermekten daha iyidir. Her zaman, daha sorulması gereken sorular olduğuna inanırım; ancak 'nasıl sorulması gerektiği' bilinemeyen.

    Ayrıca, doğru; mesele daha çok açgözlülüğün ne derecede olduğu. Patoloji de burada başlıyor, dediğin gibi.

    YanıtlaSil