pornografik filmin eleştirisi

"tipik bir pornografik filmde -ve tipik pornnografik edebiyatta- süperego işlevlerine yer yoktur. hikayeler cinselliğin kolayca teşhirini vurgular; utanma yok olmuştur. uylaşımlar değerler ve özellikle bireysel değerlerin sekteye uğratılması bir kere kabul edildiğinde, ahlaki yargıdan özgürlük freud'un kitlelerin karakteristiği olarak nitelediği kişisel sorumluluktan heyecan ve özgürlük duygusu veren bir kaçış anlamına gelir. seyirci insani ilişkiler yerine cinsel eylemlerle özdeşleşir. kahramanların iç dünyalarına ilişkin başka bir fanteziye imkan vermeyecek şekilde herhangi bir belirsizliğin olmaması, anlatının anlamsızlığı cinselliğin mekanikleştirilmesine katkıda bulunur.

"pornografik filmde tipik olarak görülen cinsel ilişkinin insani olmaktan çıkartılması, özellikle bir grup içinde seyrediliyorsa, seyreden kişide sevgiden kopuk bir halde çok-yönlü sapkın bebeksi cinsel duyguları ve ayrıca pregenital cinselliğin saldırgan özelliklerini harekete geçirir, çiftin cinsel mahremiyetini fetişistik bir değersizleştirmeye uğratarak cinselliği heyecan verici beden kısımlarının toplamına indirger ve asal sahneyi yalıtılmış cinsel bileşenlere dönüştürüp saldırganca tahrip eder. kısacası, burada erotik olanın sapkınca bir yozlaştırılması gerçekleşir ki, bu tutkulu aşkın idealleştirilmesi yanında erotik ve estetik bağlantısını da koparır. pornografik film uylaşımsal ahlakla taban tabana zıt -aslında duygusal yakınlık kadar uylaşımsallığa da köklü saldırı anlamında- olduğu müddetçe, şoke etme değeri de vardır. ama bireysel olarak duygusal deneyimin en ilksel düzeylerinde cinsel heyecan istendiği zaman bile, pornografi hızla sıkıcı hale gelir ve ters teper. bunun nedeni, cinsel davranışla çiftin duygusal ilişkisinin karmaşıklığı arasındaki bağın koparılması cinselliği preödipal ve ödipal içerimlerden yoksun bırakır, seksi mekanikleştirir.

"pornografik filmle (saldırgan dürtüler cinsel ilişkiye hakim olduğunda, bilinçdışı saldırganlık çiftin nesne ilişkilerini kökten tahrip ettiğinde ve partnerlerde ve çiftte bütünleşmişi bir süperego yokluğunun mahrem ve özel olanın mekanize grup seksi içinde çözülmesini kolaylaştırdığında) tutkulu aşkın gerilemesi arasında bir paralellik vardır. tıpkı grup seksi yapan bireylerin nesne ilişkilerinin kötüleşmesinin bir sonucu olarak bir süre sonra cinsel heyecan kapasitelerinde kötüleşme görülmesi gibi, cinsellikle sevginin ayrılmasını bilinçli bir biçimde sömüren pornografik filmin, ters etki yapan çok-yönlü sapkın cinselliğin sağladığı erken cinsel uyarılma etkisi geçtikten sonra, mekanikleşmesi ve sıkıcılaşması da tesadüf değildir.

"pornografik filmin hazır, "uylaşımsal olmayan" ya da "underground"; ama ahenkli bir biçimde tepki veren bir izleyici kitlesi de vardır ve bu kitle geniş grup süreçlerinin karakter özelliği olan cinselliğin analleştirmesine hoşgörüyle bakar ve ondan hoşlanır. bu tepkinin bariz çelişkisi ve pornografik filmin tersine sıkıcı etkileri, kitlesinin son derece istikrarsız olmasında kendini gösterir.

"pornografik filmin karakter özellikleri seyredenleri istila edilmiş asal sahnenin şokundan ve gizil dönem süperegosunun tahammül edemediği bir şey olan sevgiyle cinselliği bütünleştirmek gibi zor bir işten kurtarır. bu anlamda, pornografik film uylaşımsal filmin karşı ucunda yer alır, ve paradoksal olarak, bütün başka anlamlarda gizil dönem süperegosunun aynı bilinçdışı hakimiyetine boyun eğer. aslında, cinsel birleşmenin resmedilmesi dışında pornografik film genellikle son derece uylaşımsaldır ve cinsel iletişim söz konusu olduğunda sıklıkla çocukça bir "espri" ya da eğlence anlayışını benimser; bu da seyircinin her tür derin duygusal tepkiden ya da filmin cinsel içeriğinin saldırgan unsurlarının ayrımına varmaktan uzak durmasına imkan verir. şaşırtıcı denecek kadar tutarlı bir biçimde estetik bir çerçevenin yokluğu, dekorun, müziğin, tavırların ve genel havanın kabalığında kendini gösteren yetişkin süperego işlevlerinin de yokluğunu yansıtır. tipik olarak, cinsel davranışların saldırgan, dikizci sergilenişi, mekanik olarak girme ve ona girilme hareketlerine odaklanma, genital organların ve bedenin ilgili parçalarının kavranması ya da kavraması insan insan bedeninin yalıtılmış parçalara bölünmesine katkıda bulunurken, bu parçaların tekrar gösterilmesi cinsel organlara fetişleştirici bir yaklaşıma işaret eder.

"stoller'ın pornografik filmlerin oyuncuları, yönetmenleri ve yapımcılarının psikolojisi üzerine yaptığı araştırma bu insanların travmatik, saldırgan deneyimlerini, özellikle kendilerini aşağılanmış ve cinsel travma geçirmiş hissetmelerini çarpıcı bir biçimde gösterir. stoller'ın iddiasına göre, pornografi bilinçdışı olarak, bu filmlerin yapımında rol alan insanların, çok-yönlü sapkın bebeksi cinselliğin etkisi altında genital cinselliğin ayrı bir ifadesi yoluyla bu deneyimleri dönüştürme çabasını temsil eder. pornografik film her ne kadar uylaşımsal filmlere hiç benzemediği izlenimi verse de, erotizmin cinsel ve duygusal yanlarını sevgi ve idealleştirilen yanlarından yanlarından mutlak anlamda koparması aynıdır."
[otto kernberg, aşk ilişkileri, normallik ve patoloji, s.228-231]

gelelim önemli gördüğüm bir uyarıya: kitap ilk olarak 1995'te basılmış. yani henüz internet herkesin ulaşıp kullanabildiği bir medya olmadığı zamanda yapılan bir eleştiri okuyoruz. otto kernberg de haliyle pornografik filmin, yani  stüdyoların kar etmek amacıyla yatırım yapıp çektiği "seks kurgu"larını inceliyor. hatta kitabın aynı bölümünde "uylaşımsal film" dediği, örnek olarak verebileceğimiz romantik filmleri de aynı bağlamda ele alıyor: romantik filmlerde çiftleri sevişirken göremeyiz. porno filmlerde de romantik filmlerde de seks aşktan kesin çizgilerle ayrılmıştır. dün cuk oturan bir kelime oyunuyla blogda paylaştığım karikatür de aynen bunu yansıtmakta. bkz: http://obisp.blogspot.com/2010/08/mikili-filmler.html

ancak dikkate alınması gereken nokta şu ki günümüzde internet sayesinde kar amacı gütmeyen ve haliyle kurgusallığın para motivasyonundan "kısmen" bağımsızlaştığı amatör pornolar, stüdyo filmlerine yöneltilen aşk yokluğu eleştirisine aynı şekilde muhattap tutulamaz bence. yaptıkları seksi filme alan amatörler için olduğun kadar izleyici açısından da arada fark vardır. kurgu olmadığı hissi alındığı müddetçe kernberg'in "asal sahneye saldırı" dediği anne-babayı sevişirken dikizleme (rakip ebeveynin yerine geçme fantezisi) o denli yoğun olarak hissedilecektir.

tabi her film aslında bir dikizleme edimidir. katharsis kendimizi başkasında görebildiğimiz müddetçe gerçekleşebilir. önemli olan ise temel motivasyomuzun ne olduğudur. bastırılan cinsel itkileri boşaltmak için porno izlenebildiği gibi, çiftin kendi aralarında yaptığı aşk oyunlarının unsurlarından (dokunuşlar, konuşmalar, pozisyonlar, yoğunlaşılan vücut bölgeleri, sevişilen mekan, bürünülen mizaç, giyilen elbise/üniforma, seksi kısıtlayıcı faktörler, kullanılan objeler vs) feyz almak için de izlenebilir. kurgunun da öğretebileceği/gösterebileceği şeyler vardır tabi ama başkalarının sahici şekilde tatmin olabildiğini bilmek kişinin kendi tatmini için daha inandırıcı bir yol olacaktır şüphesiz. "en iyi reklam kulaktan kulağa olandır"