sadist kahraman

"gazetelerde şöyle bir olay okuyup okumadığınızı bilmiyorum: otuz yıl kadar önce ingiltere'de büyük bir demiryolu kazası olmuştu. olay yerinde bir sürü insanı kurtaran ve gazetede kendisinden bahsedilen genç kız olağanüstü bir kahraman olup çıkıvermişti. bundan kimsenin şüphe etmediği ifade ediliyordu, zira onunla ilgili yapılan tasvirlere bakıldığında genç kız tam bir sinir hastasıydı: çok çekingendi, hiç kimseyle konuşmuyordu, her zaman yalnızdı, bulunduğu köyde kendisini pek rahat hissetmediğine inanılıyordu. kaza olduğunda ise alarmı çalan, olayın büyümesini engelleyen, insanları kurtaran, gar şefini ve sorumlu kişileri şaşkına çevirip şoka sokan bir olay karşısında dimdik ayakta kalabilen tek kişi oydu.

bu hikaye benim çok hoşuma gitmişti ve kendi kendime bu kişinin nasıl nasıl yaşayacağını bilemediği bir sürü sadist düşe sahip olan birisi olduğunu düşünmüştüm. gerçek hayat ona bu sadist düşüncelerini uygulayabileceği bir fırsat vermişti. çünkü sadist düşünceler kesinlikle bir kişinin kötü olmasından kaynaklanan bir durum değildir; bu kişiler belki de doğumda veya daha sonraları hiç üzerinde konuşulup dillendirilmeyen acılara maruz kalmışlardır. işte bu yüzden daha sonraları vücut büyüdüğünde onunla birlikte büyüyen küçük bir yara izi gibi acılar büyümüş, kişi onları böylelikle yeniden yaşamak zorunda kalmıştır."
[françoise dolto, ölümü nasıl anlatmalı, s.52]

1 yorum: