bir üreme edimi olarak vermek

"vermek" kelimesi mecazi olarak kadınlığın erkeğe teslimi, kadının seks yapmaya razı/ikna olması gibi bir anlam içeriyor. erkek burada "alan" taraf olarak kadını fetheden, muzaffer, gücüne biat edilen cins oluyor.

seksin haz verici bir akitivite olarak işlevini bir kenara koyarsak, temel olarak üremeye yaradığı malum. "verme" eylemine mecazi değil de düz anlamıyla ve fiziksel üreme bağlamında bakarsak ortada verilen tek bir şey var o da döl. veren de dişi değil, erkek tarafı. peki niye tersi kullanılıyor?

mecazi anlama geri dönersek, kadın tıpkı damızlık inek gibi kontrol altında tutulan pasif bir konuma itildiği açık. çünkü erkeğin esasen kadından aldığı şey bir izin değil. kadın kendi bedeni üzerinde söz sahibi olarak izin verme gücüne sahip olsaydı, bu seks yapmaya kendi başına karar alabilme gücüne sahip olduğunu da gösterirdi.

kadının verdiği şey aslında bu zamana kadar kendi bedeni üzerinde söz sahibi olan erkek egemenliğinin icazetidir. erkek de kadından değil, erkek egemenliğinden seks izni almaktadır aslında. elde edilen sadece kadın değil, aynı zamanda rakibe karşı kurulan üstünlüktür de (çağrıştı: aldım verdim ben seni yendim). vermenin içerdiği "pasif edim" alt anlamı da bundan dolayı. kadın her ne kadar iznin kendisinden çıktığını iddia etse de verdiğini söyleyen kadın erkek egemenliğini içselleştirmiştir.