evet mi? hayır mı? haddi len!

12 eylül'de yapılacak anayasa değişikliği referandumu malum. evet ya da hayır için üretilen gerekçeleri umursamıyorum. aynı şekilde evet ya da hayır diyenleri eleştirmeyi de tiksindirici buluyorum. bir seçim yapmak herhangi bir haklılık/doğruluk iddiası ile gerekçelendirilmek zorunda değildir asla. öyle olsaydı soru sormaya ne gerek olurdu di mi? tek doğru cevabı olan soruyu sadece emin olmak için sorarsın, fikir almak için değil. herneyse, konu bu değil geçelim.

yeni anayasa hazırlayan akp halka soruyor: evet mi? hayır mı? ne demek gerek? ilk önce anayasa tanımından gidelim. anayasa toplumsal sözleşme demektir. taraflar insanlar ve devlettir. sözleşme insanların hak ve özgürlüklerinin vesayetini örgütlü kurum olan devlete hangi şartlar dahilinde bıraktığını içerir. sebebi de her insanın/topluluğun diğer insanlarla/topluluklarla ilişkilerinde istismarını engellemek, kendi hukukunu diğerine dikte ettirmesi yerine herkesin yetki verdiği tek bir güç altında eşit derecede hak ve özgürlük deneyimleyebilmesine olanak tanımaktır.

insanlar bu sözleşmede birincil hak sahibi olan taraftır. bu sözleşmeyi hazırlamak da asla bir partinin/zümrenin yeteneklerine güvenerek paslanacak bir şey değildir. sözleşme karşılıklı diyalogla yapılır ve özünde yine insanların arasındadır. devlet burada sorumluluğu alan yürütücü olarak tüzel bir varlık anlamını taşımaktadır sadece. sözleşme bu bakımdan bizim adımıza bir zümre tarafından yazılıp bir "evet/hayır" seçimine indirgenerek dikte ettirilemez. içeriğine insanlar karar veremedikten sonra icazet istemek demokrasi değil, olsa olsa sahte bir nezaket gösterisidir. ferman padişahınsa tuğrada kimin isminin yazdığı önemsizdir.

böyle bir seçim yapmayı ilkesel olarak en baştan kabul etmediğim için "evet/hayır"a cevap vermeyi kabul etmiyorum. hayır demem çünkü o zaman anayasaya paketini hazırlayanın benden habersiz benim adıma sözleşme hazırlama yetkisini kabul etmiş olurum. evet/hayır'dan önce bana nasıl bir anayasa istediğim sorulacak. bu yapılmadıkça seçim yapmak bir illüzyondan ibarettir. aceleye gerek yoktu. ben burdayım.

sandığa gitmeyecek miyim? hayır gideceğim. gitmezsem "evet/hayır" sorusunu duymadığımdan veya tembelliğimden bir cevap vermediğim sanılabilir. seçim pusulasına damga basmayacağım. hatta daha iyisi pusulayı yırtıp zarfa öyle koyacağım. nasıl ki "seni benden önce siken oldu mu?" sorusuna verilecek en güzel cevap soranın sıfatına güzel bir sille ekleştirmek ise dilsiz olmadığını göstermek için ardından iki çift laf da etmeli:

-ben bu oyunu bozarım!