arzunun kabuğu

elbette çocuğun ebeveynine ne inancı ne de imanı vardır, sadece onların otoritesini ve kendine sundukları bakımı veri kabul eder. (freud 1897'de fliess'e "inancın bilinçdışında karşılığı yoktur," diye yazmıştı.) ebeveynin sevgi ve korumasına muhtaç olan oidipal çocuk, onlarla cinsel ilişkiye giremez ama buna en yakın alternatifi gerçekleştirir: onlara inanır. her fanatik hayranın gayet iyi bildiği gibi, safdillik bir cinsel edim, inanç da bir arzulama biçimidir. psikanalitik bakış açısından sorulması gereken soru sadece "uzman, ebeveyn, psikanalist, star ne diyor?" değil, aynı zamanda "ona neden inanıyoruz, bizi inanmaya iten nedir?"dir.
freud'un bize gösterdiği gibi, inanç arzuyu evcilleştirir. uzmanlar bizi, en iyi hallerini görebileceğimiz yerde tutarlar.
[adam phillips, dehşetler ve uzmanlar, s. 31]