cümlenin öğelerine göre inkar türleri

paranoyanın tanıdık temel şekillerinin, şu önermenin inkarı olarak temsil edilebilmesi ilginçtir: "ben (bir erkek) onu seviyorum (bir erkeği)." gerçekten de başlıca paranoya şekillerinde, böyle bir inkarın formüle edilebileceği tüm olası yollar kullanılır.

"ben (bir erkek) onu (bir erkeği) seviyorum" önermesi şunlarla inkar edilir:

a) zulüm görme sanrıları; bu yüzden olabildiğince şiddetle "onu sevmiyorum - ondan nefret ediyorum," derler.
ne var ki, bilinçdışında bu şekilde işlemiş olması gerek bu inkar, paranoyak kişi için bu şekliyle bilince çıkmaz. paranoyadaki semptom oluşumu düzeneği, içsel algıların, duyguların, dışarıdan gelen algılarla yer değiştirmesini gerektirir. bunun sonucunda "ondan nefret ediyorum" önermesi, yansıtmayla diğer bir önermeye dönüşür: "o benden nefret ediyor (bana kötülük yapacak), bu da benim onsan nefret etmemi haklı kılar." böylece, kışkırtıcı bilinçdışı duygu, sanki bir dış algının sonucuymuş gibi görünür:
"onu sevmiyorum - ondan nefret ediyorum, çünkü o bana kötülük yapmak istiyor."

b) erotomani'de [cinsel saplantı], inkar edilmek üzere, başka herhangi bir görüşle asla açıklanamayacak diğer bir unsur seçilir:
"onu (bir erkeği) sevmiyorum - bir kadını seviyorum."
ve, aynı yansıtma gereksinimine boyun eğerek önerme şuna dönüşür: "o kadının beni sevdiğini seziyorum."
"onu (erkeği) sevmiyorum - kadını seviyorum, çünkü o beni seviyor". eğer bu aşkların değişmez olarak sevme şeklindeki bir içsel algıyla değil de, sevilme şeklinde bir dış algıyla başladığına dikkat etmemiş olsaydık, birçok erotomani vakasını, heteroseksüel saplanmaların çarpıtılmış veya abartılmış hali olarak doyurucu şekilde açıklayabilirdik. ancak, bu paranoya şeklinde, ara önerme "onu (bir kadını) seviyorum" bilinçli hale gelebilir, çünkü bununla özgün önerme arasındaki aykırılık, aşk ve nefret arasındaki gibi uzlaşmaz, tam bir aykırılık değildir; ne de olsa hem kadını hem de erkeği sevmek olasıdır. demek, yansıtmayla ilkinin yerine geçen "o (kadın) beni seviyor" önermesi, "temel dil" önermesi olan "onu (kadını) seviyorum"a geri götürebilir.

c) özgün önermenin inkar edilebileceği üçüncü yol, her cinsiyette görüldükleri karakteristik şekilleri inceleyebileceğimiz kıskançlık sanrılarıdır.

1) alkolik kıskançlık sanrıları. bu bozuklukta alkolün oynadığı rol her açıdan anlaşılabilir bir roldür. bu haz kaynağının ketlenmeleri kaldırdığını ve yüceltmeleri bozduğunu biliyoruz. bir kadın yüzünden duyduğu düş kırıklığının, erkeği içmeye sürüklemesi hiç de ender değildir; bu, kural olarak, içki içilen yerlere ve evde karısından bulamadığı duygusal doyumu kendisine sağlayabilecek erkeklerin arkadaşlığına sığınması anlamına gelir. bilinçdışında bu gibi erkekler güçlü libidinal yatırım nesneleri haline gelirse, bunu üçüncü türden bir inkarla savuşturacaktır:
"o adamı seven ben değilim - karım onu seviyor" ve kendisinin sevmeye eğilimli olduğu tüm erkeklerle kadının ilişkisi olduğundan kuşkulanır.
bu durumda, yansıtma yoluyla çarpıtma yapılmamıştır, çünkü, zaten seven kişinin değişmesiyle tüm süreç benliğin dışına atılmış olur. adama göre kadının erkekleri sevmesi, dışarıdan gelen bir algıdır; kendisinin sevmemesi ve nefret etmesi ya da şu kişiyi sevip bu kişiyi sevmemesi ise içsel algının konusudur.

2) kadınlardaki kıskançlık sanrıları tümüyle erkeklerinkine benzerdir.
"kadınalrı seven ben değilim - o (erkek) kadınları seviyor." kıskanç kadın, kendisinin eşcinselliği ve aşırı narsizminin yatkınlaştırıcı etkisi nedeniyle, çekici bulduğu tüm kadınlarla kocasının ilişkisi olduğundan kuşkulanır. yaşamında saplanmanın olduğu zamanın etkisi kocasına yüklediği sevgi nesnelerinin seçiminde açıkça kendini gösterir; genellikle bunlar yaşlı ve gerçek bir aşk ilişkisi için oldukça uygunsuzdurlar: çocukluktaki dadıları, hizmetçiler ya da kız arkadaşları veya gerçek rakipleri olan kız kardeşlerinin yeniden doğuşudur.

"ben onu seviyorum"da olduğu gibi, üç terimden oluşan bir önerme, yalnızca üç farklı şekilde inkar edilebilir. kıskançlık sanrıları özneyi, zulüm görme sanrıları yüklemi, erotomanik sanrılar da nesneyi tersine çevirir. ancak, dördün bir tersine çevirme tipi de olasıdır, yani önermeyi tümden reddeden bir tersine çevirme:

"hiç sevmiyorum - hiç kimseyi sevmiyorum." her şeyin ötesinde, kişinin libidosu bir yere yönelmek zorunda olduğu için, bu önerme, izleyen önermenin psikolojik eşdeğeri gibi duruyor: "yalnızca kendimi seviyorum." böylece, bu türden bir tersine çevirme, megalomaniye işaret eder. bunu, benin cinsel olarak aşırı değerlendirmesi şeklinde ele alabilir ve bizim için zaten tanıdık olan sevgi nesnesinin aşırı değerlendirilmesinin yanına yerleştirebiliriz.
[sigmund freud, schreber vakası]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder