kendine karşı cinsellik

"paranoya," diye yazar ferenczi freud'un sözlerini hemen hemen harfiyen tekrarlayarak, "belki de gizli eşcinsellikten başka bir şey değildir." kişinin kendi hemcinsine karşı beslediği sevgide öylesine katlanılmaz bir yön vardır ki, aşk nefrete dönüştürülür, sonra bu nefret başkalarına yansıtılır ve zulüm kisvesi altında tekrar dışarıdan kişiye geri döner. hatta ferenczi, erkeklerin hemcinslerine besledikleri aşktan korunmak için kadınlara ilgi gösterdiklerine, sonra da onları erkek olmadıkları için suçlayıp nefret ettiklerine, kadınların da hem kendilerini hem de erkeklerini tatmin edemedikleri için yetersizlik hissettiklerine inanır."
"...heteroseksüellik, başka ne olursa olsun aynı zamanda bir kendinden nefret etme biçimidir."
[adam phillips, dehşetler ve uzmanlar, s.39]

10 yorum:

  1. dikkate değer bir yaklaşım.

    YanıtlaSil
  2. Ne kadar tartışırım bilmiyorum ama 'kadının var oluş nedenini ve çokça inandığım üreme gereksinimini!' açıklamıyor aslında.

    Bir de Freud'un eşcinsellik için öne sürdüğü diğer fikirlerle de örtüşmüyor ya da benim aklım kesmiyor henüz.

    Bütün bunlar dışında, evet akla yatan ciddi şekilde yatan yanı da var. Freud'u yargılamak benim işim/haddim midir? Hayır. Yorum bırakmak bir gereksinim midir? Belki de

    YanıtlaSil
  3. bence de açıklamıyor. çünkü orda patolojik bir durumun tanımı yapılıyor daha çok. ancak kadının varoluş nedeni neymiş senden duymak isterim.

    freud başlangıçta insanların biseksüel olduğunu, sonradan cinsel kimlik kazandı(rıl)ğını söylüyor benim bildiğim. bunu mu kastetmiştin?

    YanıtlaSil
  4. Bilmiyorum ki, ben de biri açıklasın diye bekliyorum. =) Nedir sebebi? Elma yemek değil ama eminim. =P

    Yanılmıyorsam, Cinsel Sapmalar başlığında işledikleri içindeydi. Eşcinsel sapmalar bölümü.
    Yanılıp yanılmadığımı yarın görebilirm tabii ancak.. Sabah 6'da kalkıp işe gidip, akşam 7'de geldikten sonra

    Aksaklık için üzgünüm de diyeceğimdir ayrıca

    YanıtlaSil
  5. elma deyince aklıma geldi:
    http://obisp.blogspot.com/2009/10/atasz-kul-olmaz.html

    YanıtlaSil
  6. Seninle blog dışında nereden iletişime geçebilirim?

    YanıtlaSil
  7. email attım sana şimdi. bak bi.

    YanıtlaSil
  8. Ben de eşcinselliğin nedense, yüzyıllardır beri gelen kadın-erkek arasında ki ilişkinin bir raya oturamamasından doğan bir 'alternatif' durum olduğunu düşünmüşümdür.

    YanıtlaSil
  9. aslında "cinsiyet", "cinsel yönelim" ve "cinsel kimlik" arasındaki anlam ayrımlarını dikkate almadan bu tür çıkarımlar yapmak doğru değil.

    şu söz çok önemli:
    ""...heteroseksüellik, başka ne olursa olsun aynı zamanda bir kendinden nefret etme biçimidir."

    bir erkek olarak bir erkeği sevme fikri kadın-erkek arasındaki anlaşmazlıktan doğmuş doğaya aykırı bir alternatif gibi görünüyorsa bu sevginin değil, bu sevgiye yöneltilen müstesna bakışın ve hatta nefretin sebebini araştırmak daha önemli. çünkü o mantıkla şu da sorulabilir: o zaman nasıl oluyor da bir kadının aynı erkeği sevebilmesi garip gelmiyor? içgüdüler sadece üremeyi açıklar, sevgiyi değil.

    "eşcinsellik bir tercihtir/yönelimdir"e sıkıştırılamayacak kadar önemli bir konu bu. cinsel kimliklerimize tıpkı isimlerimiz gibi biz doğmadan karar veriliyor. sonra da aykırılıklar çıktığında tıpkı bir dinmiş gibi bunu şahsi inanç/tercih kapsamında değerlendirmeye zorlanıyoruz. hem dinsel hem de cinsel anlamda uyumsuzlara "dönme" denmesi de oldukça ilginç bir tesadüf bu bakımdan.

    YanıtlaSil
  10. Elbette. Yanlış anlaşılmasın, benim görüşüm sadece üstün-körü bir bakıştı. Çünkü eşcinsellik üzerine pek kafa yormuş olan biri değilimdir.

    Ayrıca "Cinsiyet Üzerine" adlı kitabında da Freud aynı 'dönme' tabirini kullanıyordu yanlış hatırlamıyorsam.

    Ve dediğin gibi, eşcinsellik tıpkı başka birçok konuda olduğu gibi sadece tercih/yönelim üzerinden değerlendirelemeyecek kadar önemli bir konu. Kaldı ki, bu değerlendirmeler zaten eşcinsellerin kendileri için değil de, onları 'nasıl değerlendirmesi gerektiğini bilemeyen' insanlar için ortaya çıkartılan sıfatlarmış gibi.
    Yönelim olduğunda, 'ne gelir elden' diye düşünülürken, tercih olduğunda 'nasıl tercih ederler bunu' mantığı devreye girebiliyor.

    YanıtlaSil