blog mimleme üzerine


Mim Kuralları:
- Mimlenenler mimi cevaplamak zorundadırlar, mim bozulamaz. (allah'a ibadet farzdır)
- Mimin bozulması teklif dahi edilemez. (allah'ı sorgulamak günahtır)
- Mim yalnızca 3 kişiye gönderilebilir. (ponzi scheme iskeleti, misyonerlik görevi)
- Karşılıklı mimlemeler yasaktır. (ensest yasağı)
- Mim, her bir blog için sadece bir kez cevaplanabilir. (dinden bıktırmama sigortası)
- Mim kurallarının ilk 6 maddesi değiştirilemez. (son düğüm: kuralları koruyan kural)


bloglarda birilerini mimleyip onlara belli bir konuda bir şeyler yazdırma adetinden bazı sebeplerden dolayı hazzetmiyorum. 

birincisi mimlenmenin insanlarda ortaya çıkardığı narsisistik onaylanma duygusu yüzünden. birisi tarafından mimlenmek insanlarda blogunun önemsendiği/okunduğu/izlendiği hissini yaratıyor. sırf bu beklentinin gerçekleşmesi için saçmasapan mimlere bile alet olmak narsisistik bir onaylanma ihtiyacının belirtisidir. aynı şekilde mimleyen de miminin devam ettirildiğini gördüğünde bu narsisistik onaylanmadan nasibini alır.


ikincisi mimleme konularının çoğunun yavanlığı yüzünden. gördüklerim kadarıyla mimlerin çoğu blogcunun anket tarzındaki sorulara cevaplarından ibaret oluyor. e kime faydası var bunun? blogların günlük gibi tutulmasına elbette karşı değilim. blog adı üstünde ingilizce "log"dan (kayıt tutmak, günlük tutmak) geliyor zaten. ancak bu logları da biz sırf kendimiz için veya herkesten gizlice tutmuyoruz. internet üzerinde tanımadığımız birilerinin okuyabileceği ön bilgisiyle yazıyoruz bloglara. yani her halükarda bir nevi teşhircilik yapıyoruz. fakat sırf teşhircilik uğruna her boktan mime hevesli olmak ve alet olmak olsa olsa zavallılık belirtisidir. 

üçüncüsü ve en önemlisi, hatta çıbanın başı:  mimlerin tıpkı saadet zinciri gibi insan ilişkileri ve götten uydurma dinsel kurallar üzerine kurulu olması yüzünden. misal beni mimleyen kişi beni yakından takip eden ve benim de yakından takip ettiğim bir blogcu olmasaydı bu mim hakkında oturup da yazmazdım. yok yere üzmeyi istemediğim biri çünkü. fakat bu mimleme olayı tam da benim bu insan ilişkilerimi kullanarak varlığını tıpkı bir asalak gibi hayatını arkadaşımla üzerimizden sürdürüyor. ya da arkadaşımdan hastalık kapmak gibi ama arkadaşım bu hastalığa kapılmamı naifçe istiyor benden çünkü bu hastalığa yakalanmanın güzel/zararsız olduğunu sanıyor. ben de onu reddedemiyorum ve hastalığı kapıyorum. ve aynı narsisistik duygularla bu sefer ben başka bir arkadaşımın bu hastalığı kapmasına sebep oluyorum. yüzeyde her şey o kadar naif gelişiyor ki, bu allah'ın belası virüsün insan ilişkilerinin derinindeki olmazsa olmaz narsisistik ihtiyaç/doyumdan faydalandığını farkedip itiraz etmenin birçok insan için neden bu kadar zor olduğu anlaşılır hale geliyor. kendi narsisizmimizi bilinçli olarak kabullenmek ve dahası bundan vazgeçebilmek o kadar zor ki uğruna her saçmalığı hazmedebiliyoruz.  

dahası kendi kendilerine uydurulmuş kurallar sanki anayasaymış gibi çocukça dikte edilerek mimlenen insanlarda bu yasaların onları mimleyenler için kati kurallar olarak algılanmasına ve narsisistik onaylanma ihtiyacını da mimleyenin üzerinden alıp kurallara yüklemesine neden oluyor. yani bu salak ve bir o kadar despot ve sömürücü mim yasalarını beni mimleyen arkadaşım yazmadığından arkadaşım narsisistik onaylanma derdinde değilmiş gibi görünüyor ama arkadaşım beni mimleyerek bu yasalar benim için artık arkadaşımın koyduğu yasalar oluyor ve onunla olan yakın ilişkim de beni bu yasalara uymaya zorluyor (kendimi tutamayacağım: ben bu yasaların amına koyarım). burada arkadaşımın beni mimleyerek onore etme çabasını elbette görüyorum, her insan gibi hoşuma da gidiyor ve saygı da duyuyorum. ancak bloguma bıraktığı yorumlardan ben zaten arkadaşımın beni önemsediğini biliyorum. ve bu bana yetiyor. bir başka araç ile bu narsisistik teyide ne benim ihtiyacım var ne de arkadaşımın. hele saadet zinciri gibi umut ve ilişki sömürüsü üzerine kurulu mimleme dangalaklığıyla asla. 

alakalı olarak:

burak, bu yazı senin içindi :) 55. sayfayı bilahare bloguna yazacağım.
.

2 yorum:

  1. Yazıyı daha yeni görüyorum. İyi döktürmüşsün valla. Söylediklerine bire bir katılıyorum. :)

    YanıtlaSil
  2. mim dini hakkındakı kuşkularım yersiz değilmiş demek. bu forward mailin ikinci kuşak türevinden hoşlanmıyorum ben de. en azından bu biçimiyle.

    YanıtlaSil