büyüyü bozan şey, daha fazlasını istemek. büyüyü büyü yapan da daha fazlasının olabilme ihtimali. bir ihtimal için vazgeçilebilecek şeylerin değeri, arzunun şiddetiyle doğru orantılı. 

ister bozulmasın diye halihazırdaki büyüyle yetinmeye çalış, ister daha fazlası için büyünün bozulma riskini göze al. mutlaka bir şeyler eksik kalıyor. mesele şu: doyum mümkün mü? eğer mümkünse doyum sonrasında büyünün aldığı biçim nedir?

4 yorum:

  1. Doyum sonrasında, büyünün aldığı biçim gerçeklik olabilir.

    YanıtlaSil
  2. tam isabet. dilimin ucuna gelip de nedense bir türlü söyleyemediğim şeyi söyledin. ben galiba büyünün ardından gelen gerçekliğin yarattığı hissin peşindeyim gizliden gizliye. bu his de büyü gibi ama kötü bir çekiciliği var. tabi o zaman gerçeklik yine yorumlanmış oluyor. şunu sormak daha doğru olur sanırım:

    gerçekliği görmeye değil de yorumlamaya mecbur tutan nedir?

    YanıtlaSil
  3. Bu daha çok eksiklikten kaynaklanan bir durum sanırım. Algının yetersizliği diyebiliriz. Böyle olunca da, elimizden geldiğince onu analiz etmeye çalışıyoruz; sanki böyle ona ulaşabilirmişiz gibi. Ama bunları da sana 'hiçbir şeye' dahil olmayan biri söylüyor, bunu da aklında bulundur. :)

    YanıtlaSil
  4. vallahi kendimle konuşur gibi hissediyorum burak. "eksiklik" tespitin yine tam isabet. bugün tüm pasları gole çeviriyorsun :)

    bu eksiklik bende mahrum edilme olarak vuku buluyor. sanki "hakkım" olan bir şeyi çalmışlar/vermemişler de o yüzden her tatmin ve hayal kırıklığında gerçeği yeniden ve yeniden sorgulayıp duruyorum.

    "hiçbir şeye" dahil olmamayı bir uyarı olarak belirtmeni de çok anlamlı buluyorum. farklı yerlerden geliyor olabiliriz ama aynı yolun yolcusu olduğumuzu hissediyorum. genelde kendime benzettiklerimden ölesiye kaçarım ama çabanı ve daha doğrusu bunun üzerinde düşünüyor olduğunu görmek bana da destek oluyor beri yandan. teşekkür ederim.

    YanıtlaSil