kendinin her yerini öpmek

Karen Greene, yani D.F.Wallace’ın kolundaki dövmede ismi yazan ve yazarı evlerinin arka bahçesinde asılı bulan kadın, yayıneviyle anlaşarak, The Pale King’in başka bölümlerini de peyderpey elektronik ortama sundu. Son olarak, geçen hafta, romanda bir bölümü oluşturacağı söylenen “The Boy” (Oğlan) başlıklı hikâye internette yayınlandı. 
*** 
“The Boy,” mesela, altı yaşındayken dudaklarını kendi vücudunun her yerine ama her yerine dokundurmaya karar veren bir oğlan çocuğunun hikâyesi... Dudaklarını, boynunu ve giderek bütün omurgasını esneterek, uzatarak, eğip büktüğü bedeninden tarifi imkânsız şekiller yaratarak, yıllar içinde anatomisini değiştirip, kendi küçük hayatına koca bir evrimi sığdırarak yaşayan bir çocuk bu. Tabanlarına, kalçalarına, kasıklarına, uykudaki erkekliğine, hatta zamanla, sırtının ortasına ve kuyruk sokumuna değdirebilse bile dudaklarını, ne yapsa da, neye dönüşse de, ensesine, kafatasının arkasına, alnına, kulaklarına, ve tabii, Kant’ın ding an sich (kendinde şey) dediği o yere, dudaklarına yani, dokunamayacağı fikrini reddeden bir çocuk. “Henüz bunun nasıl olacağını bilmiyordu,” diye yazıyor Wallace, “ama ergenliğe yaklaşırken, bütün kafasının bir gün onun olacağından emindi. Sonunda kendine tamamıyla sahip olmanın bir yolunu bulacaktı mutlaka. Herhangi birinin ‘kuşku’ adını verebileceği hiçbir şey taşımıyordu içinde.”

9 yorum:

  1. '..Sonunda kendine tamamıyla sahip olmanın bir yolunu bulacaktı mutlaka..' İnsanın kendisini yetersiz hissetmesine sebep oluyor

    YanıtlaSil
  2. yalan yok: çocuğun azmini bir an kıskandım.

    YanıtlaSil
  3. Ekstrem işlerde gözüm yoktur genelde ama iddiasından anlaşılıyor ki ben hiçbir zaman kendime sahip olamayacağım.

    YanıtlaSil
  4. o da sahip olamayacak muhtemelen. ama başarıp başarmamasından öte onun bu kuşkusuz inancı ve azmi hayranlık verici. sisyphus'u andırdı bende bu bakımdan.

    sahip olma meselesine gelirsek tabi şunu da sormak öncelikle: insanın kendine tamamıyla sahip olabilmesi nasıl bir şeydir? her kalp atışına karar vermek de kendine sahip olmaya dahil midir? derinin hissetmesi, acıkmak, uyumak, sevinmek, üzülmek, kızmak vs tüm bu edimler bilinçli kararlara bağlanırsa bu yaşamayı daha mı anlamlı kılar?

    kendine tamamıyla sahip olabilmek bu yüzden bana pek önemli gelmiyor sanırım. ister köle ol, ister efendi, istersen tüccar; ne yapıyorsan o yaptığın şeyin bir anlamı var mı senin için? ben burada takılı kalıyorum işte. gerisi ikincil önemde oluyor hep. o yüzden çocuğun yapmaya çalıştığı şeyin ekstremliğinden öte o işe olan pür inancı beni etkiliyor.

    düştü çenem gene gece gece.

    YanıtlaSil
  5. İyi ki düşüyor çenen =) Keşke daha sık düşürebilsem ya da şahit olabilsem

    Reflekslerimi, bioritmimi, duygusal tepkilerimi düzenlemek; salt ağır bir yük olacağından taraftarı olmazdım. Kendine sahip olmanın içine girebilir lakin bi'tabi, farklı bir bakış açısıyla.

    Yaşamı daha anlamlı kılması açısından bakmamıştım. Daha ziyade, dokunmak, öpmek gibi son derece samimiyetle yaptığım ve bazen yapmak isteyip yapamadığımda (son derece içtenlikle annemi özleyip, yanına gidip öpememek gibi) derin üzüntü ve eksiklik hissettiğim eylemleri, bizzat kendime dahi yapamamayı fark ettim, alıntıladığım cümlesi ertesinde.

    ..yaptığın işin bir anlamı var mı senin için konusunda ise, güncel durumum itibariyle sessiz kalmayı yeğliyorum.

    Ancak şu var ki; inanan insana her zaman saygı duyarım sadece inandığı bir şey olduğu için bile. (İnancın içeriğinden tamamen bağımsız ve içerikle orantısız)

    YanıtlaSil
  6. "bazen yapmak isteyip yapamadığımda (son derece içtenlikle annemi özleyip, yanına gidip öpememek gibi) derin üzüntü ve eksiklik hissettiğim eylemleri, bizzat kendime dahi yapamamayı.."

    böyle düşünmemiştim. şimdi anlıyorum. bu zor bir konu hakkaten. "kendine dahi yapamamak" ise, bak bunu da düşünmemiştim hiç. taze taze yorum yapamıyorum o yüzden şimdi. beynimi yakacaksın gerçekten :)

    iş konusunda ise blogunda yazdıklarını röntgenci gibi izlediğimden dediklerini anlıyorum. ama nedense sanki iş hayatında bir zaman sonra senin için güzel şeylerin olacağına dair bir inanç var bende (bunu iyi niyetle söylemiyorum. insanlar rahatlasın diye böyle iyi temennilerde bulunmayı sevmem hiç zaten)

    "inancın içeriğinden bağımsız" eklemesini yapmanı gayet iyi anlıyorum. benim için meselenin dinden ibaret olmadığını bildiğini biliyorum. önce de demiştim seni hafife almıyorum artık. hatta ilk yaptığın yorumu benim için açıklayarak bunu bir kez daha kanıtladın. bir narsisistin saygısını hayranlığını kazanmak zordur. değerini bil. (elimde değil, narsisistlik yapmadan birini övemiyorum, kusura bakmazsın inşallah)

    YanıtlaSil
  7. En azından söz konusu eylemler için, halihazırda bulunan ilk canlı ve hatta bi noktada kendine en yakın canlı olduğun için -ve olduğun halde, kendine yapabilmelisin gb. Ama konu farklı şekillerde de uzar, çok sevinirim uzarsa.

    Blog takibi güzelliği için teşekkür ederim, içtenlikle. =) İş konusunda; istediğim pek çok şey gb, bilhassa azim sonucu, içinde bulunduğum durumu da elde edebildim. (İst,ev,iş) Ama benim mucizem istediğimi şeye ulaşana kadar çalışıyor sanırım. Sonrasında istemediğim gibi gidebiliyor. Toparlanır ya da yeni bir şey hedeflenir, her şey mümkün. Öngörün için ayrıca teşekkür ederim.

    Kusura bakmıyorum, bilakis gülümsedim keyifle. Takdir olarak görüp, takdirin için de teşekkür eder, hak etmeye devam etmeye çalışırım. (Teşekkürü severim, fark edilir)

    YanıtlaSil
  8. Ayrıca iyi geceler dilerim. =)

    Üç buçuk saat sonra uyanıp işe gitmem gerekiyor. Üç buçuk, korku dolu =P

    YanıtlaSil
  9. bu "isteyip de kendine yapamamak" eylemi ben de tıpkı vücutta ilk defa dokunulan (öpülen :)) yer hissi yarattı. garip yani ne bileyim. hiç düşünmemiştim. sen böyle diyince bu konuyu hiç düşünmediğimden ben de yetersiz hatta cahil hissettim şimdi. bilmediğim konuda atıp tutup saçmalamamak için o yüzden pek yorum yapamıyorum. o yüzden konuyu uzatacak ortaları, pasları senden bekliyorum. ben gelişine vurup (genelde huyumdur) dağlara taşlara şutlarsam da kusura bakma. kontrol sende... diyecektim son yorumun geldi şimdi. sana da iyi geceler :)

    "hak etmeye devam etmeye çalışırım"
    eyvah. bir narsisistin tahakkümüne girme sinyalleri değildir bu inşallah. uyarıyorum: despot biri var orda :)

    YanıtlaSil