“Mark! Lütfen oğlum, lütfen! Aç kapıyı annene! Aç kapıyı!”
Annem ağlıyor galiba. “Ka-ha-pı-yı” dedi sanki, hıçkırarak. Seviyorum annemi, çok seviyorum; ama tanımlayamayacağım, ona bunu söylememi zor, hatta nerdeyse imkânsız kılan bir biçimde. Ama yine de çok seviyorum onu. O kadar çok seviyorum ki benim gibi bir oğlu olmasın istiyorum. Benim yerime başka bir oğul bulabilsem ona keşke. Böyle bir dileğim var, çünkü değişimin benim için bir seçenek olduğunu sanmıyorum.
Kapıya gidemem. Mümkün değil. Onun yerine bir iğne daha çakmaya karar veriyorum. Acı merkezlerim zamanın geldiğini söylüyor.
Ne kadar çabuk.
Tanrım, hayat kolaylaşmıyor.
(Trainspotting, Irvine Welsh. Çeviren: Avi Pardo.)

bu cumartesi istanbul kitap fuarında sanem hanım ile tanışma fırsatı buldum. blogundaki anket vesilesiyle bana hediye ettiği kitap için bizzat teşekkür edebilmekten memnunum. ayrıca adını aklımda maalesef tutamadığım meksika kökenli yazar hakkında söyledikleri beni de heyecanladırdı. merakla bekliyorum kitabının çıkmasını.

ekleme : merak eden varsa meksika kökenli yazarın adını öğrendim: Salvador Plascencia (18 kasım 2010).