blogunda paylaştığı kitap alıntılarıyla sıkı bir okuyucu olduğu belli olan piktobet, artık blogger'lardan da alıntılar yaparak onları tanıtmaya başlamış. bunlardan biri de ben oldum. söylemeliyim ki hem şaşırdım, hem de utandım.

şaşırdım çünkü öyle alıntı yapılacak derecede önemli şeyler yazdığımı sanmıyordum. bu konuda ciddiyim. mütevazılık yapmıyorum. yazdıklarımı okuyanlar nezaket icabı tavırları sevmediğimi de bilir sanırım. piktobet'in blogunda beni konu edeceğini bana haber etmesiyle başlayan şaşkın bekleyişim söz konusu yazıyı okumamla utanca dönüştü.


utandım çünkü ben, bir başkası beni ve düşüncelerimi dikkate alır, diye düşünmemiştim hiç. alıntıları okudukça karşımda birileri, yani okuyucu yokmuş, varsa da önemsemiyormuşum gibi bir hitab tarzımın olduğunu gördüm. bu saygısızca ve özensiz tavır beni utandırdı. ancak bir şey daha var ki o da beni yazmaya iten temel dinamiğin öfke olduğunu gördüm. başkalarının ne hissedebileceğini dikkate almayan, katıksız bir öfkemin olduğunu görüyorum şimdi yazılarımda. blogu bir tür öfke boşaltım aracı gibi kullanmışım. ve piktobet'in gözünden kendimi okumak bana utanç verdi.

bu öfkeli yazım tarzımdan hazzetmiyorum artık. öfkemi zararsızca boşalttığımı sanıyordum ama öyle değil. beni okuyanlar var ve daha önemlisi yazdıklarıma önem verenler var. ben kendi öfkemi boşaltmaya çalışırken niyetim birilerini üzmek değildi hiçbir zaman. tersine gerçek hayatta birilerine zarar vermekten korktuğum için bu sanal ortamda zararsızca kendimi ifade ettiğimi sanıyordum. ben halen önemsenmeyi pek hakettiğimi düşünmüyorum, ama başkalarının benim samimi(?) öfkemi önemsemesini de engelleyemem, bu bir gerçek. olayı sorumluluk meselesine getirmek istemezdim ama birilerinin kendi öfkeme kapılarak üzülmesi fikri beni daha da tutuklaştırıyor ve içimdeki bu bitmek tükenmek bilmeyen saf öfkeyi başkalarını da dikkate alarak boşaltmanın yollarını bulmazsam bu öfke ya bana ya da başkalarına zarar verebilir. 

aslında bir yol ayrımındayım. son günlerde kendimi çift kişilikli gibi hissediyorum. bir yanda öfke dolu orhan. diğer yanda bu öfkeden kurtulup dengeli bir iletişim kurmak isteyen orhan.  30 yıllık yaşamımda beni bu hale getiren ve kördüğüm haline gelmiş iç çatışmaları yeniden ortaya çıkarıp düzeltmeye çalışırken bugüne kadar bastırdığım tüm duygularım da ister istemez açığa çıkıyor. en çok da öfkemin açığa çıktığını görüyorum. ardından paranoyak sevgisizlik. sanki sevgisiz doğmuşum gibi. kimseye inanmadığımdan sevme yetimi hiç kullanmamışım gibi. neyse. 

sadede gelirsem: burayı artık sadece öfkemi boşalttığım bir yer olarak kullanmak istemiyorum. bunun ne bana ne de bir başkasına faydasına olduğunu görüyorum. dahası bir başkasına zararı dokunsun hiç istemiyorum. içimdeki hulk dediğim öfkeli orhan'ın kendisini içimde nasıl ifade etmeye çalıştığını bir şarkıyla göstermek istiyorum son defa (umarım son defa). ingilizcedeki cry sözcüğünü çok anlamlılığından dolayı severim. hem ağlamak, hem bağırmak, hem de çığlık atmak anlamına gelir. bu şarkı da bu üç duygunun bir arada ifadesi benim için:

The monolith is calling me,
the names of all the ones I loved,
no time in space,
no day or night to know,
how long I’ve been away from your home,
how long – I’ve drifted away - I’ve drifted away

4 yorum:

  1. bu yazıyı ben çok sevdim usta ve bence öfke gibi kötü ama her insana yapışmış olan ayrılmaz bir duyguyu yazıyla boşaltmak,yansıtmak bence en güzelidir.kendine ve sevdiklerine az da olsa zarar vereceksen(ihtimal yani) bunu kendin engellemiş oluyorsun ve nezdimde bu çok saygı duyulası bir şeydir.saygılar :)

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederim leon. işin garip yanı yazarken öfkemi boşalttığımdan da haberim yoktu bu zamana kadar. alttan alta bilinçdışı bir çare olmuş yazmak bana. fakat dediğim gibi bu ortamda da insanlar var, dikkat etmem gerekiyor. bilinçsizce bulduğum çare, tam da imtina ettiğim şeyi yapmama birine zarar vermeme neden olabilir. öfkemi bilinçli boşaltmalıyım artık. nasıl olacak bilmiyorum.

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  4. sana minnet borcum var piktobet. beni başkalarına tanıttığın için değil sadece. beni kendime tanıttığın için özellikle. teşekkür ederim.

    YanıtlaSil