öss neyin sınavı?

sevan nişanyan blogunda yeni anayasa için dikkate değer öneriler sunuyor ne zamandır. bugün eğitime el atmış. arada ösys ile ilgili tespiti ve önerisi hoşuma gitti. alıntılıyorum:
Elindeki esas silah bitirme sınavlarıdır. Bugünkü ÖSYS sınavını lise bitirme sınavı yaparsın; o sınavı geçmeden kimse liseden mezun olmuş sayılmaz. Fransızların bakaloryasında, İngilizlerin A ve O-Level’larında ana fikir aynı. Zaten ÖSYS’yi üniversite giriş sınavı saymak abestir. Verilen sınavın üniversite başarı ihtimaliyle alakası yok, lise derslerini öğrenip öğrenmediğini ölçüyor sadece.
evet. öss aslen lise bitirme sınavıdır. öss başarı derecesi, lise başarı derecesi aslında. üniversitelerin lise başarı derecelerini dikkate alıyor oluşu üniversiteye giriş yapan öğrencilerin üniversitede eğitim görmeyi hak ettiğini de göstermiyor bu yüzden. üniversitelerin öğrencileri değerlendirebilecekleri başka kriterleri göz önünde bulundurmadıkları anlamına geliyor sadece . fakat üniversiteler okullar gibi tek taraflı sabit bilgi akışının yapıldığı yerler değildir. üniversiteler bilginin kaynağı yani bilgiyi üreten yerlerdir. bir üniversite öğrencisi alanında ihtisas yaparken sadece son ve yeni bilgileri öğrenmez aynı zamanda bu bilgilerin nasıl üretildiğini de öğrenir ve mezun olmadan önce alanında lisans (yetkinlik) sahibi olduğunu göstermek için kendisi de bir bilgi üretim örneği (tez) bırakır üniversitesine.   


öss de işte bu müstakbel üniversite eğitim hayatının başarı ihtimali ölçücüsü ol(a)madığından aslen üniversiteye giriş sınavı değil, liseyi bitirme sınavıdır. üniversiteye giriş için ya her üniversite kendi bilim sınavını veya mülakatını hazırlamalı, ya da üniversiteye girmek isteyen öğrencilere liselerde seçmeli bilime hazırlık ve yetkinlik dersleri de gösterilmeli. bu derslerin sınavları da üniversiteler kendileri uğraşmak istemiyorlarsa lise bitirme sınavından ayrı ama yine merkezi bir yetkinlik sınavı yapılabilir. üniversitelerin özerk* yapıları nedeniyle doğrusu, her üniversitenin kendisinin bu sınavı yapmasıdır. ancak bilim üretiminin sadece felsefi düşünüşe değil, sanayiye ve haliyle de teknoloji üretimine doğrudan etkisi olduğundan belli bir merkeziliğe de ihtiyaç olduğu aşikar.

şöyle bir şey yapılabilir: özellikle sanayi ile iç içe olan üniversiteler kendileri için ortak bir sınav düzenleyecek bir kurumun kurulmasında mutabakata varabilirler. ancak sadece isteyen üniversiteler. giriş sınavlarını kendileri yapmak isteyen üniversitelere bu merkezi kurumun sınavları mecbur tutulamaz, tutulmamalı. yoksa üniversite özerkliği diye bir şeyden bahsedemeyiz. böylece bir üniversite bilim ve teknik'ten hangisine ne kadar ağırlık verdiğine ve/veya vermek istediğine bağlı olarak müstakbel öğrencilerine kendi hazırladığı sınavı ya da merkezi sınavı uygulayabilir ve böylece bilim eğitimi ve üretiminde hangi öğrencileri seçmenin kendisine daha uygun olacağına daha net karar verebilir. 
* özerklik meselesi bu yazının konusu olamayacak kadar çetrefilli olduğundan üzerinde durmuyorum.  

sevan nişanyan kimdir:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Sevan_Ni%C5%9Fanyan

"Anayasa Sohbetleri 7 - Eğitim" yazısı:
http://nisanyan1.blogspot.com