psikiyatrist jerome frank'in üç farklı psikoterapi yaklaşımının hastalar üzerindeki etkilerini değerlendirip karşılaştırdığı araştırmasının sonuçlarını yayınladığı 1961 tarihli kitabında şu iddiayı öne sürmüş:

"psikoterapi aracılığıyla psikiyatrik hastaların anksiyete ve depresyondan kurtulmaları plasebo etkisine çok benziyor. terapistlerin çalışmalarında temel aldığı belli bir teorik çerçevenin hastaları iyileştirme becerileriyle çok az hatta hiçbir alakası yoktur. en önemli faktör terapistin hastaları iyileşeceklerine dair ikna etme yeteneğidir."

şeyh uçmaz mürit uçurur atasözü aklıma geliyor. değişim de iyileşme de değişebileceğine/iyileşeceğine dair inanç ile başlıyor belli ki. 

alıntıyı aldığım makale:
scientificamerican.com/cybertherapy-placebos-and-the-dodo

jerome frank'in kitabı:
amazon.com/Persuasion-Healing-Comparative-Study-Psychotherapy

5 yorum:

  1. Depresyon lüks bir hobidir, psikoterapistinizin sizi iyileşeceğinize ikna etme olasılığı seans ücretine ödediğiniz ücretle doğru orantılıdır. Tecrübeyle sabittir. :D

    YanıtlaSil
  2. hadi ya :/ doğru aslında. ücret de önemli bir faktör. o kadar para verdik bir faydası olmalı, hesabı. ya da depresyon üstüne bir de kazıklandığını görmeye tahammül edememek.

    YanıtlaSil
  3. Ulan şimdiye kadar Türkiye'deki psikoterapistlerle ilgili neredeyse iyi hiçbir şey duymadım. Bu kadar mı berbat veya açgözlüler, anlayamıyorum.

    YanıtlaSil
  4. Yanlış anlatmışım galiba. Aslında demek istediğim şu: seans ücretiniz maaşınızın 3/1'i kadar olunca bir dahaki seansa aynı yükte para ödememek için ısrarla iyileşmek istiyorsunuz. Yani psikoterapistlerin ikna kabiliyetleri ile çok da ilgisi yok. :)

    YanıtlaSil
  5. Evet seans ücretinin yüksekliği iyileşmek için çok güçlü bir kamçı. öte yandan terapistiniz salaksa salak olduğunu yüzüne söyleyin sonra gitmeyi bıraktığında içinde kalıyor insanın, öfke yapıyor:)

    YanıtlaSil