sokakta hanımefendi mutfakta aşçı yatakta orospu

[ekşi sözlük'ten acemkasiyan nickli yazarın entrysidir. takip etmeye çalıştığım yazarlandandır. bu yazı vesilesiyle kendisinin önünde saygıyla eğiliyorum]

bir nevi "kutsal üçleme"dir. pek süfli, yüzsüzce dillendirilmiş de olsa efendice ifade edilmişini bulmak her zaman mümkündür. bambaşka bir konudan, çocukluğunun geçtiği evin bahçesindeki “simgesel olarak birbirinden farklı üç mekân”dan bahsederken barthes efendi şöyle buyurmuş:

“seçkin olan, evsel olan, yabanıl olan: toplumsal arzudaki üçe bölünmenin ta kendisi değil midir bu?” (r. barthes, roland barthes, çev. sema rifat, yky, 2006, s. 18)

aynı zamanda bizim kötü şöhretli klişemizin de ta kendisi değil midir bu? elbette çok daha sofistike, ama kesinlikle aynı şema: seçkin olan, evsel olan, yabanıl olan! kadın değil bahçe için söylenmiş olsa da aslında ‘toplumsal arzu’ ile ilgili bir genelleme söz konusu. neymiş demek ki toplumsal arzudaki üçe bölünme? seçkin (hanımefendi), evsel (aşçı/hizmetçi) ve yabanıl (fahişe). (‘fahişe’den kasıt ‘hanımefendi+aşçı’nın yatak odasındaki işi para karşılığı yapıyor olması değildir elbette ve zaten erkek egemen hödüklük tam da bu adlandırmada, "kadın" değil de "fahişe" denilmesinde kendini ele veriyor. ayrıca bu salak fahişe fantezisinin nasıl olup da ‘seksi’ olabildiğini anlamam mümkün değil; ‘yabanıl’ı anlarım, ama konumuz bu değil şimdi.)

peki, freud amcanın “üstben-ben-altben” şeması da buraya oturuyor mu acaba? retorik değil, gerçek soru, çünkü psikanaliz bildiğim bir konu değil. üstben ‘seçkin’i, altben (es, id) ‘yabanıl’ı karşılayabilir de, ‘evsel’ olan ben midir? belki de şöyle sormam gerekiyor: ben zaten ‘evde olan’ mıdır? dedim ya, bilmiyorum…
(acemkasiyan, 20.12.2010 22:38)

kaynak: http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=21214856

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder