termodinamik temelli bir ilişki yasaları denemesi

Sıfırıncı Yasa: farklı sıcaklıklarda iki cisim ısıl bakımdan temas ederse sıcak olan cisim soğur, soğuk olan cisim ısınır. iki farklı sıcaklığa sahip iki cisim arasında gerçekleşen ısı akışı sıcak cisimden soğuk cisme gerçekleşir.

iki farklı insan arasındaki duygu akışı kovalayandan kaçana doğrudur. seven sevilene sevgisini aktardıkça sevenin duyguları azalır, sevileninki artar. soğuk insan ancak arada eş sevgi oluşana kadar seven insanın duygularını somurabilir. 

Birinci Yasa: bir sistemin iç enerjisindeki değişim: sisteme verilen ısı ile, sistemin çevresine uyguladığı iş arasındaki farktır. enerji yoktan var edilemez ve yok edilemez sadece bir şekilden diğerine dönüşür.


içeride biriken enerji duygusal ifrazatlarla -gözyaşı, kusmuk, bok- dışarıya atılır. bir başkasının girişine kapalı olmaya çalışan bireyler ve ilişkilerin parçalanması ancak acı pahasına önlenebilir. 

İkinci Yasa: bir ısı kaynağından ısı çekip buna eşit miktarda iş yapan ve başka hiçbir sonucu olmayan bir döngü elde etmek imkânsızdır. sisteme dışardan enerji verilmediği sürece düzen düzensizliğe düzensizlik de kaosa dönüşür. ayrı duran maddeler bir arada olandan daha düzenlidir.

üçüncü bir kişi olmadığı müddetçe ilişkiler bozulmaya/durulmaya mahkumdur. ilişkinin en az eskisi gibi olması için daima eskisinden daha fazla enerji harcamak gerekir. her an beraber olmak ayrılığı çabuklaştırır. bireylerin karşılıklı duygularınının tamamını birbirlerine açıp tüketmelerinden sonraki ayrılıkları, yeniden kaçan-kovalanan olmayı imkansız hale getirir. 

Üçüncü Yasa: sıcaklık mutlak sıfıra yaklaştıkça bütün hareketler sıfıra yaklaşır. bir maddeyi mutlak sıfıra kadar soğutmak imkânsızdır. 

hiçbir insan duygusuz olamaz. en az duygulu insanın bile mutlaka bir başkasından duygu somurmaya ihtiyacı vardır. ancak bir insanın duyguları da bir yere kadar somurulabilir. en duygusuz insanlar ölülerdir ve ölülerden herkes korkar. korkmayanlar ölümüne sevenlerdir. fakat ölümüne sevenin sevdiğinin ardından gidip ölmesi de sevenin duygularının somurulmasını sonlandırır, yani sevgiyi bitirir. o yüzden 'mutlak sevgi' diye bir şey yoktur. herkes unutulmaya mahkumdur. 


termodinamik yasaları:
tr.wikipedia.org/wiki/Termodinamik yasaları

7 yorum:

  1. Inkar etmek isteyip de kabullenmek zorunda kaldigimiz gercekleri termodinamik yasalariyla ne guzel aciklamissiniz yahu.. Cok begendim. (:

    YanıtlaSil
  2. Fizik, yasalarında/teorilerinde normal şartlar altında ibaresiyle normlaştırır mevzuuları.

    Ancak kadın erkek arasında normal şart yoktur. Bunun dışında aşk/birine duyulan ilgi normal durumlar değildir. Bu duygu durumlarının sonuçları da normal değildir.

    Hepsinin ötesinde, enerjinin korunumu ilkesi ışığında var olan enerjinin yok olmayacağı ancak dönüşeceği anlatılır. Ancak insan, besinlerden aldığı enerjinin dışında, enerjisi olan ve son derece iletken bir canlıdır.

    Aşkı olağan üstü görmek değil yaptığım şey ama 'izafiyet' teorisiyle ya da termodinamikle sonuç verecek bir duygu, durum değildir bana kalırsa.

    YanıtlaSil
  3. "Fizik, yasalarında/teorilerinde normal şartlar altında ibaresiyle normlaştırır mevzuuları."

    yanlış mı biliyorum acaba? normal olmayana paranormal, metafizik vs denmiyor muydu? ve fizik bunlarla ilgilenmediğini hatta böyle şeylerin doğası itibariyle deneye tabi tutulamadığından hakkında savlarda bulunmanın faydasız olduğunu söylemiyor muydu? yani normal şart şerhinin konmasının sebebi deneyden anlamlı veri çıkarabilmek adına geçmişte olanın gelecekte de olacağına dair mecburi apriori inançtan değil midir?

    "Ancak kadın erkek arasında normal şart yoktur. Bunun dışında aşk/birine duyulan ilgi normal durumlar değildir. Bu duygu durumlarının sonuçları da normal değildir."

    normal şart olmaması demek tahmin edilemezlik demek değil midir? aşk ve sonuçları normal değilse insanların bundan rahatsızlık duymamasının sebebi ne olabilir o zaman? aşkı bu tahmin edilebilirlikten çıkarma güdüsünün altında yatan şey tam da fizikteki "stabil konum"a gelme, yani ölüme karşı gelme güdüsü olamaz mı?

    "Hepsinin ötesinde, enerjinin korunumu ilkesi ışığında var olan enerjinin yok olmayacağı ancak dönüşeceği anlatılır. Ancak insan, besinlerden aldığı enerjinin dışında, enerjisi olan ve son derece iletken bir canlıdır."

    enerjinin korunumu ilkesi gereği enerji yok olmayıp dönüşürken aynı zamanda entropi gereği de düzensizliğe yani kaosa da sürüklenir. sadece insan değil hayvanların da "artı enerji"si vardır ve onlar da son derece iletken canlılardır. peki bizim aşk dediğimiz o "anormal" şeyi hayvanlar yaşamıyor mu o zaman? ya da yaşıyor da biz mi göremiyoruz? peki bu artı enerji maddenin cansızlıktan canlılığa evriminin hareket ettiricisi olabilir mi?

    "Aşkı olağan üstü görmek değil yaptığım şey ama 'izafiyet' teorisiyle ya da termodinamikle sonuç verecek bir duygu, durum değildir bana kalırsa."

    eğer normal olan olağan olan ise anormal olan da olağandışı/olağanüstü olan değil midir? yazımın başlığı "bir deneme" idi dikkat edersen. fakat ben aşktan bahsetmiyordum sadece. aşk da dahil tüm insan duygularından bahsediyordum. aşktan öte var olma çabasının bizlere olağanüstü gelmesinin sebebi adına yaşam denen şey bir kere tahmin edilebilir bir şeye dönüştüğünde insanın içindeki iç titretici heyecanın da otomatik olarak yok olması olabilir mi? belki de bu yüzden benim "yasa koyma" denememe karşı çekincelerin var. yaptığını yanlış görmüyorum. gayet doğal bir tepki veriyorsun. oldukça insani hatta canlılık dolu.

    YanıtlaSil
  4. Öncelikle teşekkür ederim =)

    Normal şartlar altında çıkışım; ters yönde bir kuvvet olmadıkça, hareketin devamlılığına ithaftı.
    'üçüncü bir kişi olmadığı müddetçe ilişkiler bozulmaya/durulmaya mahkumdur' cümlesine tepki idi. (Burada fizikle temellendirmekle birlikte aslında normal olmayışıyla, fizikle açıklanamayacağından yine ısrarla bahsetmek istiyorum. Söz konusu olan duygularsa kimya bu konuda çok daha iddialı olacaktır)

    Tatmin edilemezlik demek değildir. Evet, insanın eş bulma çabasının altında ölümsüzlük isteği yatar, buna katılıyorum. Stabil olmak da diyebilirsin, bir sonraki enerji seviyesine çıkmak da. Bu yine de tatmin edilemezlik demek değildir.

    -Konuyu benim perspektifimden uzaklaştırır ancak, bitkilerin de enerjisi vardır. Kalori adı altında kadınların diyetlerinde ya da besin adıyla hayvanların midelerinde var olabilir bu enerji. Hayvanlar da aşk yaşıyor mudur? Eş bulma noktasından bakarsak, evet onlar da yaşıyordur. Ve evet onlarında eş konusunda yaptıkları, sosyal hayatlarında günlük yaşamlarından farklıdır. Belgesel alıntıları yapmayacağım lakin- Cansızlıktan canlılığa evrimi tartışamam. Evrim deyince aklıma gelenler canlılara dairdir. Benim aczimdir

    Ben aşkla örnekledim, en ekstrem örnek bu idi çünkü. Yanlış gördüğünü düşünmemiştim =) Ama dikkat edersen deyişin sitemkar gb.. Ben de yasamadım ya da yasadığını iddia etmedim efenim. Denemedir, iddiadır, haddinde ya da aşan bir yargıdır; fark etmez. Aslolan düşünmektir. =)

    ..

    YanıtlaSil
  5. "üçüncü bir kişi"yi sisteme sokulan dışardan enerji olarak almıştım ben. kimya önerine katılırım lakin kimya da bu termodinamik yasalarından münezzeh değil ki?

    ben yine de tahim edilemezlik diyorum. ama bu iddiayı biraz açmam gerekiyor sanırım: bu sadece bir başkasının tahmin edilemezliği değil aynı zamanda canlının kendisi için kendisinin de tahim edilemez olma güdüsü. yani bir başkasının tahmin edilemez olması fayda etmez. özne kendisinin de ne yapacağını bilemez. bunun bilinçli ya da bilinçdışı yapılıp yapılmadığının bir önemi yok. canlı olmak isteği yeterli bir etken.

    bitkiler konusunu iyi hatırlattın. canlı derken onlara ayıp ettim. ayrıca bakteri, virüs ve tek hücreliler dahil diğer tüm canlılara buradan burdan sevgilerimi yolluyorum. yaradılanı severiz artı enerjilerinden ötürü :)

    evrimi kadar geri evrim konusunda da diyeceklerim var aslında ama bu başka bir konu. geçen gece bu konu hakkında ilginç uyanışlar yaşadım:
    http://twitter.com/#!/826l/status/16339349998149632
    http://twitter.com/#!/826l/status/16375781764628480

    artı-enerji lafım boşuna değil ;)

    ben çekince sanmıştım ama sitemkarlık diyerek beni düzelttin. ve mevlana'nın sözü aklıma geldi hemen:
    "dostlara sitem edilir, yabacilara degil. bir, insana aci veren sitem vardir. bu sitemden müteessir olan ve bunun kendi hakkinda bir inayet ve sevgi oldugunu bilene yapilir. bir de hic teessür uyandirmayan vardir ki bu sevgi alameti degildir."

    ya arkadaş, bilmiyorum farkında mısın ama her defasında bana bilmediğim ya da bilmek istemediğim şeyleri öğretiyorsun/gösteriyorsun. o yüzden lazımsın bana sen. etrafta ol. bu da benim sana sitemim olsun :P

    YanıtlaSil
  6. *kimya için, aşkın kimyevi maddelerle ilgisi olduğuna inanıyorum. Ama salla şimdi, uzatmayacağım

    Üçüncü kişiden bahsedebilmene kızdım ben de tam olarak zaten, ama seninle zerre ilgisi yok, benim yaram var.

    Lan ben twittera alışamadım. Kuşları da sevmem zaten, bununla ilgisi olabilir =)

    Est, öğretmek ne haddimize. Buralardayım işte, başımla beraber

    YanıtlaSil
  7. Abes ile İştigalŞubat 02, 2012 2:54 ÖS

    Süper bir yazı olmuş. Termodinamiğe inandığım kadar hiçbir şeye inanmışlığım yoktur şu dünyada. Termodinamik öyle bir kavramdır ki, inançtan bilime, yemekten ölüme, aştan nefrete... Her şeye uygulanabilir.

    Hele "entropi" diye bir kavram vardır ki tadından yenmez...

    YanıtlaSil