"sanki dünya bizim için yaratılmış gibi yaşarız ve bizimle ilgili hiçbir şey bilmeyen bir başkası için yaratılmış gibi. isteklerimiz doyurulduğunda, hayatın tam olarak ne olduğunu bilirmiş gibi yaşarız sanki -sonra d a(ılımlı bir ifadeyle) isteklerimizin nasıl geliştiğini fark ederiz. oysa dünyanın bizim istediğimiz gibi olduğuna ya da olabileceğine inanmak -bir ironi olarak da yaşanabilir bu, ironi olmadan da; yani ya komedi ya da trajedi olarak- çocuğun hayatının önkoşuludur. başlangıçta var olan da budur: söz değil, vaat. bir başka ifadeyle çocuk, taahhütler olmadığı için acı çekmez. huysuzluk nöbetleri, yalnızca taahhüt altına girmiş olanlar içindir."
[kreşteki yabani, adam phillips, s. 93]

"psikanaliz teorisi - ya da başka bir teori- doğrulanabilir ya da çürütülebilir hipotezlerdense çocukların cinsel teorilerine (ve bunların bilinçdışındaki karşılığı olan rüyalara) benzemeye özense idi neye benzerdi, diye merak etmeye değer belki de. işte o zaman kesinlikle emin olabiliriz ki psikanaliz, hayatını belli biçimlerde tanımlamanın kendisini iyiye götüreceğine; psikanalizden geçmenin, başka türlü nasıl tanımlanırsa tanımlansın, aslında bir dili öğrenmek demek olduğuna, o dilin de ideal haliyle her şeyi daha iyiye götüreceğine (gerçi o şeyler, ancak bu dilin mümkün kıldıkları olacaktır ama) hastayı ikna eden bir retoriktir. o zaman psikanalizin hiçbir versiyonu, bir başkasından daha derin ya da daha doğru olmaz; çünkü bunların değerlendirilmesinde başvurulacak, önceden paylaşılmış ölçütler bulunmaz. her teorisyenin -ki freud'un, cinsel konulara merak duyan çocuğu da bunlardan biridir- bize kendi olmasını istediği haliyle dünyayı anlattığını, acıların nasıl dindirilebileceğini anlattığını, ama bunu da "dünya hali böyledir"in daha inandırıcı görünen bir biçimiyle yaptığını düşünürdük (psikanaliz ilerlemezdi o zaman, söze karışmış olurdu). kültür gibi dileklerimizin de sonuna kadar gittiğini, ikisinden de asla muaf olamayacağımızı kabul ederdik. yahut belki de, onların dışında bir yüksek mevki bulur, her ikisini de oradan değerlendirirdik. bir başka deyişle psikanaliz, freud'un ilk dile getirenler arasında yer aldığı karmaşık soruyu cevaplamaya devam edecektir: neden yetişkinler, benzemeyi istediklerinden daha fazla benzer çocuklara?" 
[s. 114]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder