Kapı açılıyorsa, "İçeri giren kadın olursa, Füsun'a en sonunda kavuşacağım, erkek olursa, kötü olacak," derdim kendi kendime.

Dünya, hayat, her şey insanın her an falına bakabilmesi için Allah'ın bize yolladığı işaretlerle kaynaşıyordu. "Caddeden geçen ilk kırmızı araba soldan gelirse Füsundan bir haber alacağım, sağdan gelirse daha bekleyeceğim," der, Satsat'ın penceresinden yoldan geçen arabaları sayardım. "Vapurdan iskeleye ilk atlayan ben olursam, Füsun'u yakında göreceğim," derdim ve daha halat atılmadan iskeleye atlardım. "İlk atlayan eşşektir!" diye arkamdan bağırırdı halatçılar. Sonra bir vapurun düdüğünü işitir, bunu bir uğur olarak görür, gemiyi hayal ederdim. "Üst geçitteki merdivenin basamakları tek sayıysa, Füsun'u yakında göreceğim," derdim. Basamakların çift çıkması acımı artırır, uğurumun tutması ise beni bir an rahatlatırdı.
[orhan pamuk, masumiyet müzesi, s. 203]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder