yaşayamıyorum


[ekşi duyuruda arasıra birbirine benzeyen hayattan umutsuzluk duyuruları görüyordum. kendilerini, ve yaşamlarını bu kadar güzel ifade eden yardım çağrıları bir gün internetin derinliklerinde kaybolur diye arşivlerdim. her gün bir tane paylaşmak niyetindeyim. buyrun ilk duyuru]

"bu başlık bazen yaşamıyorum gibi oluyor. 22 yaşındayım. başkalarının özellikle de ailemin beni soktuğu kalıpların içinde boğuluyorum. üniversite öğrencisiyim. üniversite hayatımın akademik başarı kısmını değmez bir insan için mahvettim. yol yakınken kurtuldum onun bağımlılığından 2 sene önce. ancak şuan yaşamımı sürdüremiyorum. başarısızlıklarım ardı ardına geldi. küçük ideallerim vardı. umutlarımla birlikte. ancak hepsini öncelikle benim hatalarım yıktı.

ailemin ve çevremin de bunda etkisi büyük. heveslerim kırıldı. ne zaman küllerimden tekrar doğacak olsam yine kırılıyor o heves. koyveriyorum artık hayatı. rutin, asosyal ve tamamen başkalarına göre yaşıyorum. fikirlerimi kimseye söyleyemiyorum. asosyal davranışlar sergiliyorum. arkadaşlarımı facebook üzerinden takip ediyorum. yaz tatiline çıkalı 1.5 ay oldu hiçbir arkadaşımla ne telefonda konustum ne de yüzyüze. eşyalarımı, sahip olduğum her şeyi atmak, her şeyi geride bırakmak, para denen şeyi hayatımdan çıkarmak istiyorum. aileme karşı nefret ve sevgi ikilemi arasında bir yerdeyim. babamın bana bu senenin başında ufacık bir sebepten dolayı uyguladığı şiddet o kadar derinlerdeki... keşke o dayağın neleri kırabileceğini biraz da olsa görselerdi. keşke kalıplarının beni biri yapmaktan ziyade boşluğa ittiğini görselerdi.

hala benden bir şeyler bekliyorlar başarı adına. oysa ben bu adil olmayan dünyada hiçbir şey yapmak istemiyorum. o çok kavga ettiğim annemi düşünmeseydim çoktan intihar etmiştim. gerisi hiç umrumda değil. ölürsem dünyanın umrunda olmam. çünkü o hiçbir şeyi hatırlamayacak kadar hızlı dönüyor. bana verilmiş hakları sorguluyorum şu durumda sadece ölme hakkı o da kısmen. yani dünya ne özgür ne de adil bir yer.

maddi güvenim olsaydı da bir şey değişmezdi... karakterimin en büyük parçası olan duyarlılık beni hiçbir zaman rahat bırakmıyor. isyan ediyorum dünyaya. bu yolda, daha önceden çok inançlı biriyken şimdi boşluktayım. sorsanız hayatım normal. değil normal. her şeyi gizliyorum. her şeyi saklamaya çalışıyorum. babamın bana söylediği "seni üniversitede takip ettiririm cümlesi" ne kadar insanlık dışı. bu şekilde mi başarılı olacaktım ben? benden sadece içe kapanık ve paranoyak biri yaratıldı. insanın bildiklerini unutup yaşamaya çalışması kadar zor bir şey yok. en büyük suçlu sistem ve kültür. ama ikisinin de umrunda değilsiniz. hele sistemin hiç. tek yüzlü ne de olsa. sadece alır...

çevremde o kadar çok yanlış şey görüyorum ki içim acıyor. özellikle de çocukların yetiştirilmesi konusunda. önceden güzellikle söylüyordum bir şeyleri. sonra tepkiye dönüştü. artık sadece susuyorum. sabahları mutsuz ve korkarak uyanıyorum. uyku bile bir kaçış değil. dünyadaki birçok şey gibi sadece yalan ve geçici.

oysa ben hayata kendimi teslim etmeden önce iletişimi güçlü, duygusal kendine önem veren, korkunun üstesinden gelen, her şeyin geçici olduğuna inanan biriydim. şimdi ise her şeyin bir hiç olduğunu düşünüyorum. koca bir hiç. susmaktan, rest çekememekten kendimi kaybettim artık. yaşayamıyorum; yaşadığımı hissetmiyorum.

edit: psikolog ve psikiyatr da yalan. biri kariyer, diğeri ekmek parası peşinde."

http://www.eksiduyuru.com/index.php?m=d&id=279974

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder