mış-muş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mış-muş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

anlıyorum ama konuşamıyorum

eski patronumun aktarmasına göre ruslar bu lafa tav oluyorlarmış. kısaca "bilmiyorum" demek gerekirmiş. yoksa kapıdaki it de beni anlıyor ama konuşamıyor cevabını yapıştırıyorlarmış.

12 mart

nndb sitesine göre atatürk'ün doğum günüymüş. nerden böyle bir bilgiye ulaşmışlar acaba?
nndb.com/people/449/000092173/

kısa kısa

- rusya'dan bir doktor email atıp dermographism ile ilgili kitabında kullanmak için kendi çektiğim bir fotoğrafın iznini istedi. verdim gitti. ilk defa bilime faydam olacak diye adama özel 3 foto daha çekip yolladım hatta.

- şu ara haxball'a sardım. günde yarım saat takılıp çıkıyorum. çocukluktaki mahalle maçları gibi. yalnız oyunun kastıran bir oynanabilirliği var. klavyenin yön tuşları kırıldı kırılacak. bir de her defasında unable to connect sıkıntısı yaşatmasa.

- vodafone sms ile tweet alımını sınırlamış. tweet göndermeyi de hepten paralı yapmış. on/off komutları bile paralı. sizin yapacağınız işi sikeyim.

- laptopun mouse taktığım usb girişinde bir sorun var. girişe biraz dokununca hemen windows usb takıp-çıkarma sesi geliyor. deli ediyor deli.

- türkiye hakkında yarı doğru yarı yanlış yazı yazan amerikalı bir gazeteci hakkında eleştirel bir yazı yazacaktım. önce biraz araştırma yapayım derken facebook arkadaşı oldum.

kısa kısa

• oturmanın insan sağlığına ölümcül derecede zararı varmış. bir çare bulmalı. ama nasıl?

• şikago üniversitesinin 90 yıllık asur sözlüğü projesi nihayet tamamlanmış. hatta sitesinden pdf olarak parça parça indirebiliyor. bir de 2045'te tamamlanacak hitit sözlüğü projesi varmış.

• buzdolabında ne var? hangi şarkıyı dinliyorsun? sorsan-ayıp-olmaz-ama-garip-kaçar türü mahrem merakı devam ediyor.

• 2011 milletvekili seçimlerinde evet mührü bastığım aday oy kullandığım sandıkta 1 oy almış. milletvekili olmuş ama. sandık sandık sonuçları öğrendiğinde beni merak etmiş midir acaba?

• open source diye diye software aleminin başının etini yiyen google'ın open source chrome'u plugin'lere gerek kalmadan pdf ve flash açıyor ama gelgelelim open source'un tillahı xml ve rss formatlarını insanın anlayacağı biçimde göstermekten aciz. delleniyorum arkadaş.

• yaklaşık 1 aydır bilboardlarda pizza reklamı görünce canım acayip pizza çekiyor ama üşengeçlikten/unutkanlıktan vs bir türlü sipariş veremedim. bir keresinde dominos'a telefon etmeyi başardım. onda da sesim bozuk geliyor diye siparişi alamadılar. ben niye pizza yiyemiyorum lan?

• kedi köpek videoları internetin önemli bir parçası artık. bu çok güzel bak, valla.

contorium... lafı uzatmayacağım: bu minarel hakkındaki gerçekleri öğrenmeye halkımız henüz hazır değil.

• inception'ı izledim. hayal kırıklığı. bildiğin hollywood aksiyon filmi. içinde di caprio olan filmden ne zaman hayır gelmiş ki.

• suriyedeki olaylar yüzünden batı medyasınca hayatından endişelenen suriyeli lezbiyen aktivist, amerikalı bir adam çıkmış. ne güldüm. eleman istanbul'daymış hatta.

• sirkeci'de çiğ köfteci ali usta diye birine götürdüler. kolum kalınlığında dürümü 2tl'ye verdi. ama asıl olay serviste.

doğum yıldönümünde ölmek

william shakespeare'in buna bir örnek olduğu söylenir. iddialar doğruysa 23 nisan hem doğum hem de ölüm yıldönümüdür kendisinin (1564-1616). daha ilginç başka bir şeyse dönemin bir başka ustası cervantes'in de shakespeare ile aynı gün aynı tarihte ölmesi.

dünyanın en uzak yeri

evet, bu da araştırılmış ve en az 50bin nüfuslu bir insan medeniyetine dünyadaki en uzak yerin tibet platosunda olduğu tesbit edilmiş. koordinatları da şöyle: 34.7° kuzey, 85.7° doğu. en yakın şehirler Lhasa veya Korla'ya yürüyerek 3 haftada (bunun bir günü de arabada) varılabiliyormuş.


haritada da görüldüğü üzere karanlık yerler en ücra, ıssız, kuş uçmaz kervan geçmez, allahın siktir ettiği, in cin top oynadığı yerlere tekabül ediyor. tibetten neden bolca rahip/keşiş çıktığı bir nebze açıklığa kavuştu şimdi.

25 şubat: kim doğdu, kim öldü, ne oldu ne bitti.

(1642) - osmanlı imparatorluğu'nun 21. padişahı sultan 2. ahmed doğdu.
(1847) - filozof
john watson doğdu.
(1852) - utopia'nın yazarı
thomas more öldü.
(1917) -
a clockwork orange (1962) romanının yazarı anthony burgess doğdu.
(1925) - dinin politik amaçlarla suistimal edilemeyeceğine ilişkin yasa (
hıyanet-i vataniye) yürürlüğe girdi.
(1949) -
doğunun limanları'nın yazarı gazeteci-yazar amin maalouf doğdu.
(1950) - "
çoruh" ilinin ismi, "artvin" olarak değiştirildi.
(1971) -
the lord of the rings üçlemesinin filminde samwise gamgee karakterini oynayansean astin doğdu.
(1976) - nba basketbolcusu
samaki walker doğdu.
(1983) - oyun yazarı
tennessee williams new york'ta hotel odasında şişe kapağından boğularak öldü.
(1996) -
vehbi koç öldü.

http://www.famousbirthdays.com/feb.html#25
http://www.kirjasto.sci.fi/february.htm#25
http://www.historychannel.com/...0272990&cat=10272946

KİTLESEL MALLAŞMA: BORSA

tarihte hollandalılar tarafından laleler üzerine kurulu bir borsa varmış: http://happybrainstorm.com/content/view/24/4/.

yıl 1593. conrad guestner adında bir zat istanbul'dan getirdiği lale soğanlarını hollanda'da üretip her yerde satmaya başlamış. gözalıcı güzelliğiyle hollandalıları etkileyen çiçek herkesin bahçesinde bulundurmak istediği bir statü sembolü haline gelmiş. gittikçe manyaklaşan hollandalılar ne kadar laleye sahip olurlarsa cemaatin gözünde o kadar sosyal statü kazanır olmuş. tabi talebin çokluğu lale fiyatlarını uçurmuş. pazarlarda lale soğanları alınır satılır olmuş. bir tane alan, aynı lale soğanını bir ay sonra 20 katına satın alabilecek müşteri bulabiliyormuş.

yıl 1634'e geldiğinde bir lale soğanın ederi 76.000 dolara kadar gelmiş. manyaklık o dereceye varmış ki lale soğanını kuru soğan ile karıştırıp mideye indiren bir ayyaşa 20 yıl hapis cezası uygun görülmüş. aynı yılın sonunda bazıları olaya uyanıp "noluyoruz lan, bu fiyat bu laleye çok" diyerek elinden lale soğanlarını çıkarıp nakde dönmeye başlamış. bu sefer millette likidite çılgınlığı başlamış. arzın çokluğuyla fiyatlar alaşağı olmuş. bir zamanlar lale soğanı almak için evini barkını satanların ellerinde o soğanlar patlamış.

konuya alakalı olarak borsa hakkında şu müthiş analizi de okuyun mutlaka:
http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=at+yarragi+borsasi/%40bindokuzyuzseksendort

CHARLES DICKENS


charles dickens takıntılı bir kişilikmiş. gün boyunca ayna karşısında saçlarını yüzlerece defa düzelttiği olurmuş. evinin mobilyalarını içi sininceye kadar düzeltirmiş. yoksa yaptığı işe konsantre olamazmış. yattığı yerin başının kuzeye bakması gerekirmiş yoksa uyuyamazmış. şans getirir diye eşyalara üç kez dokunurmuş. şişkin de bir egosu varmış. shakespeare'e (the bard of avon) nazire yaparak kendisine "the sparkler of albion" (ingiltere'nin mücevheri) payesini uygun görürmüş.

CORN FLAKES 4 PøRN-FREAKS



John Harvey Kellog, 1894'te corn flakes'i üretmeye başladığında amacı gençliğin seks güdülerini azaltmakmış. vakitsiz öten horozlara nafile çare.

MONOGAMİ: PARADOKSTUR BENİM ADIM


Diplozoon paradoxum:
balık bağırsağında yaşayan asalak bir solucanmış. daha ergenken eşini buluyormuş. ve dişi ile erkek birbirine kaynaşarak yetişkinliğe ulaşıyormuş. hayvanlar aleminde "ölüm ayırıncaya kadar" tekeşliliğinin bilinen yegane mükemmel temsilcisiymiş.

Hitlergruß: MECBURİYET SELAMI

naziler başa geçince hitler selamını (Heil Hitler!) zorunlu kılmışlar. öyleki yazışmalar bile "heil hitler"le bitirilmeye başlanmış. önce ss'ler arasında başlayan akım, gitgide halka da yayılmış, devamında herkese dikte ettirilmiş. "hitler selamı vermeyen bizden değildir" denmiş ciddi ciddi. tabi almanlarla yaşayan yahudilerin hitler selamı vermesi yasaklanmış çünkü bu hareket artık bir ulusu birleştiren öğe olmuş. sokakta tanıdık tanımadık, postacısı, sütçüsü, çöpçüsü dahil damarlarında saf alman kanı gezen herkes, ister seve seve ister sike sike, söze başlamadan önce sağ kolunu göz hizasına kadar kaldırarak besmele gibi "heil hitler" nidasıyla etrafı inletiyormuş. bir ara o kadar abartılmış ki öğrencilerin hikaye kitaplarında pamuk prensesi uyandırmaya gelen prens kızcağızı öperek değil "heil hitler" ile ayağa kaldırır şekilde tasvir edilir olmuş. almancada "heil" kelimesinin sağlık, şifa anlamına geldiğini, selamın aynı zamanda 3. reich'a sağlık sıhhat dilemek manasına geldiğini de belirtmek gerek. bir ubermensch neden böyle şeylere ihtiyaç duyar orası aynı konu tabi.

BAYKUŞ, KOLA VE CUMA TIRI VIRILARI

• baykuş mavi rengi görebilen tek kuş türü imiş.
• içindeki renklendiriciler olmasa coca cola'nın rengi yeşil olurmuş.
• pazar günü ile başlayan aylarda her zaman 13. cuma olur.

McGYVER DER Kİ

• zeytinyağı ile cilde daha yakın bir traş olunabilir.
• tırnak kenarlarındaki sertleşmiş deriyi zeytinyağı yumuşatır.
• gazete kağıdı ayakkabı kokusunu alır.
• şampuanla yıkadıktan sonra saçları sirke ile ovmak saçların yağlanmasını azaltır.
• sebzeleri tuzlu su ile yıkamak kiri daha iyi çıkartır.
• yumurtaları tuzlu su ile kaynatmak kabuk kırılmasını önler.

KÜLTÜREL İLGİNÇLİKLER

• çin'de birine saat hediye etmek büyük bir hakaretmiş. verilen kişiye öleceği vaktin saniye saniye sayıldığı anlamına geliyormuş.

• çin'de sevdiğiniz kişiyle bir armutu paylaşmanız ayrılmak istediğiniz anlamına geliyormuş. çin'ce "bir armut paylaşmak" ile "ayrılmak" eşsesli imiş. yine birine hediye verirken çiftli olmasına dikkat etmek gerekiyormuş. tek sayılı şeyler "ayrılık" anlamına geliyor.

• çin'de evli bir adama yeşil renkli şapka hediye etmek karısının onu aldattığını ima etmek imiş. "yeşil renkli şapka giymek" ile "karısı onu aldatıyor" çince'de yine eşseslerle telaffuz ediliyor.

• tayland'da insanların başına asla dokunulmamalıymış. baş, vücudun en kutsal yeri olarak kabul ediliyormuş. öyle bir durumda hemen özür dilenmesi gerek.

• macaristan'da bayanlara tek sayılı çiçek verilmeliymiş.

• rusya, polonya, sırbistan ve ermenistan'da bir bekar bayanın masanın köşesine oturması bir koca bulamayacağı anlamına geliyormuş.

• finlandiya'da muhabbet ortamında sessiz olmak arkadaş canlısı bir davranış olarak görülürmüş.

• izlanda'da sigarayı mum ateşiyle yakmak kimilerince bir balıkçıyı öldürmek olarak görülürmüş. eski zamanlarda balık avından dönmesi beklenenler için evi kolay bulsun diye bir mum yakılıp pencere önüne koyulurmuş. sigarayı mum ile yakmak mumun sönmesine sebebiyet verir de balıkçı evi bulamaz diye korkulurmuş.

UZAYDA GEĞİRMEK

astronotlar uzayda geğiremezmiş. yerçekimi olmadığından gaz, sıvı ve katı şeyler için kütlelerine göre midede yer tayini yapılamıyor tabi. yutkunmak bile meşakkatli bir iş astronotlar için bu durumda. yerçekimsiz ortamda yaşamak deyince aklıma 2001: a space odyssey filminde anlatılanlar geldi.

İĞNE ACISINA ÖKSÜRÜK

öksürmek aşı olurken iğne ağrısından bir nebze olsun kurtarıyormuş. bu herhalde iğneyi olduktan hemen sonrası için geçerli. iğne batırılırken öksürmek yanlış hareketler sebebiyet verip daha çok acıya yol açabilir mazallah.

AŞK VE SEVGİ KARIN DOYURUNCAYA KADAR


bir annenin bebeğine olan sevgisi, bebek 33 aylık olduktan sonra azalıyormuş. çünkü bebek artık kendi başına beslenebiliyormuş. anne bundan sonra gelecek olan yeni çocuk için kendini hazırlarmış.

erkekler ise bir kadına 42 ay aşk/sevgi duyarlarmış. 9 ay hamilelik dönemi ve 33 ay da bebeğin yetiştirilme döneminin toplamı yani.

bütün bu aşk-evlilik-anne-babalık döngüsü çocuğun kendi başına beslenebildiği zamana kadarmış vs.

CADILAR BAYRAMI EKONOMİSİ

amerikalıların bu yılki cadılar bayramı için 5 milyar dolar harcama yapacağı tahmin ediliyormuş...

çocuklar arasında en popüler kostümler:
1. prenses
2. korsan
3. cadı
4. örümcek adam
5. süpermen

yetişkinler arasında en popüler kostümler:
1. cadı
2. korsan
3. vampir
4. kedi
5. palyaço